Cezmi'den Mustafa'ya Mektup

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Cezmi'den Mustafa'ya Mektup

Mesaj tarafından Emre Cetin Bir 16/5/2008, 17:03

Sevgili Mustafa Kardeş

Nasılsın, iyi misin? Nasıl gidiyor harp? Ara sıra bana yaz, merak ettim seni. Seninle baştan atışsak da artık kankayız, değil mi?

Sana iyi haberlerim var. Şu Abdül'den kurtulduk nihayetinde. Mazhar Paşa geldi, aldı götürdü onu. Cepheye gidecekmiş galiba, sizin oralara düşerse sana bir kolaylık yaparım. Zamanında beni de mesleğimden edecekti deyyus, neyse buldu cezasını. Bir de unutuyordum, Dilaver de kaymakam oldu. Buna en çok ben sevindim biliyor musun. Ömrümü yediniz be, sizi kollamaktan imanım gevredi. Abdül dediğin de şeytan gibi, öyle saf değil, akıllı ciğersiz bir tip. O koskoca matbaa makinasını o evden çıkarırken neler çektim bir ben bilirim bir de Allah bilir. Tabii, siz o sırada yok Hasan düğüm çözsin yok Meryem Dilaver ile evlensin diye işin gırgırındaydınız. İlyas'la o gece yaşadığımız sıkıntıyı bilmezsiniz. Hayır, matbaa makinası da çok hafif birşey değil ki. Baştan yerinden bile oynatamadık, mübarek külçe gibi kıpırdamadı bile. Sonra bizim bir iki arkadaş vardı onlar yardım etti de çıkardık. Mürekkepleri de temizlememişsiniz, taşırken güzelim kıyafet simsiyah oldu mürekkepten. Ne pis adamlarsınız be, madem çıkarttınız gazeteyi, makinayı da bir temizleyin. Hala çıkmadı lekeler, bizim hanım ne kaa uğraştı, çıkaramadı. Sizin için neler çektik zamanında. Artık benden bu kaa valla. Dilaver kaymakam oldu, artık arkanız sağlam. Bundan sonra siz bana çalışacaksınız valla, bu işler böyle Mustafam. Dün sana, bugün bana.

Seninle baştan çok terstik ama şu Abdül bizi barıştırdı işte. Ama ne yapalım be Mustafam, biz böyle yetiştik. Biz bilmeyiz böyle Padişaha başkaldırma filan. Biz gençliğimizde Namık Kemal'in Vatan Yahut Silistre'si oynardı, sen bilmezsin. İzleyenler oyundan sonra "Allah muradımızı versin", "Muradımız budur" diye bağırırdı. Eh, Abdülaziz'in küçük şehzadesinin de adı Murat. Padişah işgillendi tabii, sürdü Namık'ı Magosa'ya. Eh biz de korktuk be Mustafa, bu özgürlük hareketleri korkuttu bizi. Sürgünden korktuk. Ses çıkarmadık, yeri geldi rüşvet aldık. O Petrus'tan az para almadım zamanında. Yetmiyordu para, bilmiyorduk paradan da önemli şeyler var şu hayatta. Alışmışız bizi tek adamın yönetmesine be Mustafa, anlayamadık olanları. Bir de senin ilk eşgalin geldiğinde seni öyle bir anlattılar ki aman aman. Sanki gelen ırz düşmanı. Eh biz de otomatikman seni yakalamak için uğraştık. Alllah var ya şu Abdül ciğersizi olmasa, bir de Dilaver olmasa bizim düzeleceğimiz yoktu. Beni de İttihatçı yaptınız be. Ama ben hemen anladım senin kaçak olduğunu, benden kaçar mı be. Siz kiminle dans ettiğinizi biliyor musunuz? Bir tek şu İstanbul'dan adam çağırdım, ordan nasıl yırttınız onu anlamadım. Sizde az değilsiniz yani. Neyse, bunlar geçmişte kaldı. Öğrendim ki rahmetli baban da Rus Harbi'nde şehit olmuş. Benim de şu sol omzumda Moskof'ın bıraktığı nişan vardır. Ben de şehadet şerbetinden içecektim de kısmet değilmiş. Seni yanlış bilmişiz be Mustafam. Abdülhamit konusunda hala senin kaa ters değilim ama olur o kaa. Gelişmelere göre bakarız bir hal çaresine. Şu savaş bir bitsin de İlyas, Sen, Dilaver, Ben bir Bilal Emmi'ye gideriz, bir kafaları çekeriz. Unuturuz herbir şeyi.

Yalnız Mustafa. Duydum cephede hekimim demişin. Bir de İstanbul Üsküdar demişin. Yavrum sen delirdin mi? Bir kimlik aldım diye çok boşladın ha, ona göre. Ben yokum orda, kurtaramam seni. Ayağını denk al, tepki çekme. Valla bu sefer ben bile kurtaramam seni. Zaten Karakalpaklı olduğunu da herkes biliyor artık. Pürsıçan'da küçük çocuklar bile öğrendi, çok açık ettin kendini. Küçük küçük maksimler yüzlerini örtüp oyun oynuyorlar, çoluk çocuğa kaa düşürdün yani güzelim efsaneyi. Seni nasıl örgüte aldılar be.. Kalpaklarını da Agop aldı zaten. Onu da göremez oldum, kesin sızdı kaldı bir yerde. Ömrüm şu adamı aramakla geçti ya. Neyse, aman dikkat et, gözünü seveyim. Arnavut Mehmet ile de tanışmışın. Dikkat et yalnız, çok inattır kendisi. Senin o Pürsıçan keçisinin inadı hiçbir şey, ben sana söyleyeyim. Adamı kanser eder bu Arnavut, sen bir de cepheden onunla savaşacan. Ne diyeyim Allah kolaylık versin sana.

Dönünce sana yapacaz mı düğün be Mustafam? Hadi gene iyisin, senin de kısmetin burada imiş. Yalnız Ahmet Ekrem'e dikkat et. Çok fena bakıyordu Vahide'ye. Bu karı-kız işleri kırk yıllık dostlukları bozar adamı düşman eder birbirine, ben sana söyleyeyim. Hadi Abdül neyse de sen dönmezsen bu Ahmet Ekrem Vahide'ye göz koyar, benden söylemesi.

Haydi selametle Mustafam. İyi hücum et Yunan üstüne. Fazla da kahramanlık yapma, orası harp meydanı. Komutan ne derse ona uyacaksın. Bir de bir daha şu deli Arnavut'a uyup taş filan atayım deme sakın. Taş devrinde miyiz Mustafa? Zaten çavuş da olmuşun, ne güzel Pürsıçan be. Biz senelerimizi verdik anca bu mevkiye gelebildik, sen çat Çavuş ol. Yakında Teğmen de yapar seni Ahmet Ekrem. Hadi çok uzattım, sayfa bitiyor. Harp zamanı, öyle çok fazla kağıt bulamıyoruz. Zaten her dakika telgraf geliyor. Dur be bir tane daha geldi. Girmişiz be, Yenihisar'a girmişiz Mustafam. Gerçi kime söylüyorum, bu haber sizin Alosonya'dan geliyor. Aferin be, iyi gidiyorsunuz, hadi bakalım. Allah devamını getirsin. Tepeleyin şu Yunan'ı.

Gözlerinden öperim Mustafam. Allah'a emanet ol. Vatan size emanet, hadi görelim sizi.

Kumandan Cezmi

_________________

Emre Cetin
Süper Moderatör
Süper Moderatör

Mesaj Sayısı : 147
Yaş : 30
Nerden : İstanbul
Kayıt tarihi : 16/05/08

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz