ÇARŞAMBA YAZILARI

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

ÇARŞAMBA YAZILARI

Mesaj tarafından Recchie Bir 18/5/2008, 19:56

Yenişehir,Arnavut Mehmet Ve Veda üstüne

Dizimizde bu bölümde geçen savaş sahnelerini görümce yine bu savaşın geçtiği yerler ile ilgili birşeyler yazmak istedim geçen hafta da Çarşamba günü benzer şekilde bir yazı yazdığımdan ötürü "Çarşamba yazıları " gibi bir hal alıyor bu iş galiba.
Evet efendim,Yenişehir yada Larissa son bölümdeki çarpışma sahnelerinin hemen ardından Osmanlı ordususnun eline geçtiğini bildiğimiz Tesalya nın merkezi konumundaki şehir".Mustafa ya bir şey oldu mu acıbaa ? " geyikleri bir yana dursun biz yenişehir e şöyle bir göz atalım .Uzun uzadıya tarihi bilgiden çok Yenişehir in önemli gördüğümüz bazı yönlerine bakalım.Yenişehir ilk defa Fatih Sultan Mehmet zamnında Türk olmuş o tarihten mübadele ye kadar da Türk ler hiç bir zaman azınlık olmamış ve tabii önemli simalrın da yetiştiği bir yer olmuş Yenişehir. Vatan şairi Namık Kemal in en çok etkilendiği şair Yenişehirli Avni gibi veya Türkiye' de milli olimpiyat komitesini kuran Selim Sırrı Tarcan gibi

Yenişehir hemen arkasından Tırhala düşecek ve daha sonra ele geçecek pekçok yerden sonra ordumuz bir ay da aşılamaz denilen Termopil geçidini 24 saat te aşacaktır. Tabii bu termopilin ilk kez aşılışı değildir,ama bilinen kaynaklarda buradaki ilk kapışamanın galibi Büyük iskender dir ( Aleksander III)
Bizim dizimizin makedeon kahramanı Aleks in ismini aldiğinı söylediği büyük makedon kralı.Şimdi de ben biraz "faideli bilgi" vereyim size ama bunlar öyle kes yapıştır bilgisi değil öyle her yerde bulunmaz
Bazı kaynaklar Kur'an-ı Kerim in Kehf suresinde 84,87,95,96,99 ayetlerinde sözü geçen Zulkarneyn in İskender olduğunu söylertabii buna maddi delillerden çok kavram tahmini ile varmışlardır. İskender in doğum yeri Pella dır (ki bugünki Manstırın az güneyinde kalmaktadır) Zulkarneyn hikayesinde geçen harekatlar ile İskenderin yapmış olduğu fetih yönleri karşılaştırılmıştır Pellas orijin alınıp önce batıya İllirya ya harekatı oradan kıvrılarak güneye Teselya ya kıvrılması başlangıç hareketinin vurgulanması açısından önemlidir çünki istikameti Termopil geçidi dir Teselya sınırları içindeki bu yer Kur'an da detaylı bir şekilde tarifi yapılan ve" tepeden bakıldığında bir çanak gibi kenardan yükseltisi olan" bu bölgede Yine Kur an da etraflıca tanımlanmış bataklık arazi ve Sıcak su kaynağı sözü Heredot un kitabının 176 bölümünde

" Thermopyllerin batı yönü Oita dağlarıdır. Çok yüksek, sarp aşılmaz dağlardır. Doğu yönünde yol BATAKLIK bölgede denizle çevrilidir. Bu yol üzerinde Sıcak su gözeleri vardır ki, yerliler bunlara “Kazan”lar derler… Bu yolun birinde bir duvar yapılmıştı. Hatta eskiden kapılarla da süslüymüş. Bunu Phokis’liler Thessalia’lılara karşı yapmışlardı.. Onların Thesprotia’dan kalkıp, bu günde oturmakta oldukları, Aiolis’e gelmelerinden korkuyorlardı. Kendilerini köle edinmek isteyen bu ulusun yaptıkları akınlara karşı alınmış bir tedbirdi. Hatta o dönemde SICAK KAYNAKLARI DA USTALIKLA GETİRİP YOLA AKITMIŞLARDI. Maksatları yol, su dolu hendeklerle kesilsin, geçilmez hale gelsin di.
şeklinde anlatılır ve birbiri ile örtüşür

İşte böyledir dostlar Aleks deyip geçmeyeceğiz bileceğiz ve tabi başka şeyleri de bileceğiz o batak çorak topraklarda yitip giden nice vatan evladının hatırasını "Milli kahraman" sözcüklerini tırnak içinde yazarak üç kuruşluk hırsların ,hazımsızlıkların malzemesi yapamayacağımızı de bileceğiz
Arnavut Mehmed'in dediği doğrudur bir Mehmet gider bir Mehmet gelir... evet gelir bir başka Arnavut Mehmet gelir der ki " Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker Gökten Ecdad inip öpse o pak alnı değer"bunların kıymetini bileceğiz
Üsküp lü ünlü şairimiz Yahya kemal in bir eserinde bahsettiği ve isim olarak verdiği "Eğil Dağlar" isimli türkünün“Talim” veya “Yunan” Türküsü diye bilinen
Gazi Ethem Paşa komutasında Atina’ya doğru ilerleyen yiğit ordunun neferleri arasında söylenmiş 1897 Yunan Harbi’nde Gazi Edhem Paşa ordusunun Atina’ya doğru yürüyüşü sırasında yakılmış bir türküdür. “Eğil Dağlar” adını verdiği kitabında milli şairimiz Yahya Kemal Beyatlı, bu türkünün ifade ettiği mânâyı kendine has üslûbuyla veciz şekilde anlatmıştır


“Yazık ki bu türkü Osmanlı toprağını yalnız bir yaz canlandırdı. Fakat o ne yazdı! Arslan başlı Gazi Edhem Paşa’nın simasında bu millet eski heybetini bir daha gördü, onun arkasından yürüdü, Fatih’in geçtiği Tesalya yollarından bir daha geçip Dömeke’ye kadar koştu, Yunan ordusunun arkasından yetişemedi.” (2) Harp tarihinde “askeri bir gezinti” diye yâd edilen bu Tesalya harbi vatanın son sürekli sevinciydi. Anadolu’nun, Rumeli’nin her tarafında bu türkünün sesi işitiliyordu.”

Bugün bir yanımızda sn Ayşe hanımın muhteşem bestesi var "Çatışma" deniliyor şimdilik
ben kendimce" Veda Senfonisi" demek istedim adı verilene dek bir yanımızda "Eğil Dağlar " türküsü

Edit : " Eğil Dağlar" ın sözlerini dökümanlar kısmına eekledim ilgilenenler için"
avatar
Recchie
Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 127
Yaş : 46
Kayıt tarihi : 14/05/08

Kullanıcı profilini gör http://trumeli.forumv.biz

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: ÇARŞAMBA YAZILARI

Mesaj tarafından Recchie Bir 18/5/2008, 19:57

Çarşamba yazıları

Bu yazımız 23 Nisan nedeniyle bugüne kaldı ama olsun .Dün 23 Nisan da birakaç senedir olduğu gibi Kızçe min okulunda idik ,çok çok güzel bir kutlama oldu, benim açımdan heyacanlı olan tarafı kızçem ve yaşıtları gurubundaki arkadaşlarının segilediği " Halk Oyunlarının Rengiyle Ezgi Ezgi Türkiye" isimli dramatize Folklor gösterisiydi ,Türlkiye' min 7 rengine bürünmüş öğrenciler nefis bir gösteri sundu ,benim kızçemde alımlı bir "Antep Kızı" olmuştu gösterinin en son bölümünde beyaz gömlek ve şalvarları kırmızı yelekleri beyaz başlıkları ile"Üsküp" yöresi ekibi geldiğinde salon kıpır kıpır dı nasıl olmasın ki? fonda "Mavrovo dan aldım Sümbül" çalıyor koca salon un en az 3/4 ü bir ağızdan söylüyor, ya bu türküyü herkes çok iyi biliyor (??) ya da ER nin bir parça olsun katkısı var fikrindeyim,acyip hoşuma gitti

Zaten bütün hafta dilimde sürekli bir "Yağmur yağar" bir "Sözüm var" durup durup mırıldanıyorum ."Sözüm var" ı dinlerken aklıma düşmüştü şöyle bir bakalım dedim.Nedir bu Pelister , Vardar ? baktık ,bakın neler bulduk

" Pelister ,Makedonyanın en yüksek dağlarından Baba dağlarının en yüksek tepesi, 2601 m. yüksekliği var" yani çıkmak o kadar da kolay değil bir özelliği de tüm balkan dağları içerisinde Alp dağları karakterli tek dağ olması tabi bunlar coğrafi özellikler ama bir özelliği dikkatimi çekti "Pelister" en çok değer verilen,Makedonya"daki korumaya alınmış 2 milli park kimlikli bölgeden biri ötekisi ne ? "Mavrovo" ... eh bizim dizimizde Mavrovo ya türkü olur da Pelister e olmaz mı?

Vardar için söylenecek çok şey var."Şarkıları Islatan Nehir" diyorlar Vardar a.Gostivar 'dan doğuyor bütün Makedonyayı kat edip Selanik ten Ege ye dökülüyor.Kelime kökenine bakılırsa "Var" sözcüğü Arp. da Kale Hisar anlamına geliyor Frs da ise Bülbül "Dar" ise yine Arp. da Ev yer yurt anlamında Frs.da ise Çatı.Ayrıca bu dar ek olarak kullanırsa -lı,-li anlımını da alabiliyor.Vardar ı kaleli hisarların hakim olduğu nehir gibi algılamak mümkün veya Bülbüllerin Evi olan nehir hangisi keyfinize uyarsa

Okudukları içinde Vardar ı en iyi anlatan yazılardan biri Sn Ferdi Nezir in bir yazısı idi ondan alıntı ile yazalım
"Sen hasret nedir bilir misin Vardar? Özlediğin olur mu hiç Vrutok’u tıpkı oralardan göç etmiş insanların sılaya olan özlemi gibi. Söylesene Vardar senin yüreğine hiç ateş düştü mü? Sevdiklerin için vuslat kaygın oldu mu? "

Vardar çok öyküler anlatır bize sevdaları ,ayrılıkları,hüzünleri,bunlarla oralarda yaşanmışlıkların İrşadı dır, yol göstericisidir bize . Belki Vardar' ın bülbüllerin evinin sularıyla o topraklarda mis kokulu Gül'ler boy verdi o güllerin üstünde Şebnem'ler gördü bir genç kız kendi gözyaşlarına benzetti belki de Tuna boyunda yitirdiği civan Aliş ine ağlıyordu , belki Vardar dan kopup gelen bir küçük derenin kenarında sevdiğinin gözlerine bakıp "Dünya ile Güneş " in hikayesini dinlediğini hatırlıyordu, belki de yitirdiği bir yüzüktü aradağı suyun yanında sevdiğinden yadigar,olmaz mı dersiniz ?

Ferdi Nezir üstad tan alıntıyla la bitirelim bugün

"Söylesene Vardar, akıttığın, her gün ahlarını dinlediğin muhacirlerin çaresiz gözyaşları mı, yoksa yeni bir ufka umut mu? Sen hiç ağladın mı Vardar, Makedonya diyarlarını terk etmek zorunda kalanın arkasından? Bir kova suya bütün ümitlerini bağladığın oldu mu giden sevdiğinin ardından dökülürken? Söylesene Vardar, sen hiç gökyüzünde asılı duran hilal ve yıldızlara anlattın mı hikâyeni, göz kapaklarının artık yorgun kirpiklerini taşıyamamasına rağmen? Paylaştın mı acılarını dalgalarınla, çıkardığın gürültüyle sessiz bir Balkan gecesinin karanlığında"

Sevgiyle kalın
avatar
Recchie
Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 127
Yaş : 46
Kayıt tarihi : 14/05/08

Kullanıcı profilini gör http://trumeli.forumv.biz

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: ÇARŞAMBA YAZILARI

Mesaj tarafından Recchie Bir 18/5/2008, 20:02

BOZDOĞAN ÜSTÜNE


Herkese selamlar,merhabalar

Bölüm için hemen hemen herşey söylenmiş durumda o nedenle çok fazla ekleme yapmayacağım genel itibarı ile gayet hoş bir bölüm oldu.Bu bölümde de yine müzik ekibimizin yeni sözlü meleodisini duyduk gayet güzel olmuş ama ne yalan söyliyeyim benim aklım hala BOZDOĞAN da

Bu yorumlar yapıldı mı bilmiyorum o yüzden şimdi yazacaklarım bir tekrar mahiyetinde ise
kusura bakmayın . Bozdoğan ın ve bu bölümün beni alıp getirdiği yerleri paylaşmak istedim sizinle
Bozdoğan tanım itibarı ile Osmanlı da silah olarak da sıklıkla kullanılan ağır gürz,topuz anlamını taşıyor gerçi bunlar üç çeşit ama alarında en kallavisinin adı bozdoğan .Tabi bu tanımı okuyunca hemen aklıma çocukluğumda seyrettiğim o zaman TRT sinin muhteşem yapımı geldi 4.MURAT ve tabi Cihan Ünal Sultan 4. Muratı canlandırdığı muhteşem performans ve aklımdan hiç çıkmayan tek eliyle kaldırdığı o muhteşem bozdoğan ve " her gün daha ağırını istiyorum" repliği neyse bu da öyle bir nostalji olsun
Elveda Rumeli nin öyle incelikleri var ki farklı boyutlardan bakınca görmek bana mutluluk veriyor daha önce de söylediğim gibi ben kim ne isterse desin bu dizi yi her geçen gün daha fazla seviyorum. Evet Bozdoğan böylesine anlam veren bir ezgi oldu benim için hele ki Bozdoğan kelimesinin ta Peçenek Türklerinden beri dillerin etkileşimi sonucu Sırpça Bulgarca ve tabi Makedonca ya da aynı anlamla girdiğini ve Buzdovan diye telaffuz edildiğini öğrendikten ,ayrıca dizimizin Özellikle siyaseti ilgilendiren çoğu sahnesinin geçtiği mekanlarda yani Kaymakmlık odası ,Sadrazam odası vb yerlerde asılı duran Osmanlı Armasında da yeraldığını öğrendikten sonra bir de Bozdoğanın kullanıldığı yerleri düşünüyorum eh işte benim için yeni bir kahramanlık türküsüdür Bozdoğan .Tekrar tekrar başta ezginin bestecisi Erdal bey tüm müzik ekibinin ellerine yüreklerine sağlık .. herşey için

Bozdoğan ın anlamı Gürz veya Topuz dedik de hatırıma geldi .Mutlaka birgün bu ezgileri topluca duyacağız ama hele bir de bunların (ki daha önce sanki biraz çıtlatılmıştı ) Elveda Rumeli Konserleri gibi bir proje içinde yaratıcılarından canlı dinlemek mesala Bozdoğan ı Cemil Topuzlu da dinlemek. Nasıl güzel olur!

Cemil Topuzlu ki daha önce dizimizde Mustafa ve Dilaver Selanik e gitmeden önce matbaa makinesi için yardımcı olabilecek İttihatçılar arasında" Topuzlu Cemil" olarak ismi geçen çok önemli bir şahsiyet . Askeri tıbbiye den mezun olup Fransa da eğitim görerek 1894 te mezun olduğu okula hoca olarak dönen
ve daha sonra iki tıbbiye okulunu birleştirerek modern tıp fakültesi ve Türk Cerrahisini kurucularindan olan biri 1896 da Tıbbiye den mezun olan (en azından tahminen ) Tıbbiteli Mustafa ya hocalık etmiş midir? Ne desiniz ,ayrıca İstanbul Şehreminliği (Belediye başkanlığı) yapmıştır Topuzlu Cemil ve onun kurduğu modern şehremaneti nin binası bugün Saraçhane de BOZDOĞAN kemerine komşuluk ediyor.
Bu bölümde yine beni etkileyen tabii konuk oyuncumuzun çok büyük katkısıyla
güzelleşen Arnavut tiplemesi idi .Gerçi bunu kendime nazire olarak algıladım zira biz "bir arnavut görmedik " dedik buyrun görün dediler hem de en hasından
ayrıca Aleks in sürgün gittiği yer olan İşkodra çok önemli bir Arnavut şehri herhalde daha pek çok Arnavut görürüz demek ki neymiş ? Daha sabırlı olmak gerekirmiş bazen
Arnavut karakterin anlattığı bu akçe vermemek için Tiran a kadar yürüyüp oradan geçip köyüne dönmesi hikayesi güzeldi ama bir başka benzerini daha önce dinlemiştim 1880 tarihinde İstanbul da Keraban Ağa isimli bir tüccar yanında Hollandalı misafirleri olduğu halde Üsküdar a geçmek ister Ağustos dur,Ramazan dır ve iftara yetişeceklerdir, ama yeni bir uygulama başlatmıştır Osmanlı Sarayı .Üsküdar a geçen her kişi akçe ödeyecektir Keraban ağa çok sinirlenir akçeyi vermemek için önce Boğazdan Kırım a oradan Karadeniz i dolanarak Trabzon a ve oradan Üsküdar a varır gerçi bu 3 ay sürer ama olsun
Kereban Ağa Arnavut mudur bilmiyorum ? ama Üsküdar lı olduğu kesin tıpkı
bizim Tıbbıyeli Mustafa gibi . Eskiden İstanbul lular Hac yolcularını Üsküdar dan uğurlarmış, bir de ebediyet yolcularını ,malum Karacaahmet Üsküdar dadır, yani kısaca Üsküdar hüzünlü ayrılıkların mekanıdır ,hasretlerin ,özlemlerin bir de uzakların yoluna düşülse de doğdukları toprakta öleceklerine söz verenlerin . ama bununla kalmaz ,Üsküdar yeni hayatların ve umutlarında doğduğu yerdir sanki ülkenizin ilk modern doğum hastanesi Üsküdar'dadır Zeynep-Kamil hastanesi hastanenin kurucusu tanıdık bir simadir Topuzlu Cemil
avatar
Recchie
Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 127
Yaş : 46
Kayıt tarihi : 14/05/08

Kullanıcı profilini gör http://trumeli.forumv.biz

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: ÇARŞAMBA YAZILARI

Mesaj tarafından Sponsored content


Sponsored content


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz