Eğer Öyle Olmasaydı

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Geri: Eğer Öyle Olmasaydı

Mesaj tarafından Recchie Bir 19/6/2008, 21:00

Harikasınız vallahi gençler işte budur hadise ,mümkün olduğunca objektif, yansız, ön yargılardan peşin hükümlerden uzak ve, seviyeli ne kadar güzel çok mutlu oldum

Mikar kardeşim geçmiş olsun dileklerin için çok teşekkürler geçecek inşallah Sevgili Emre sen de sağolasın zor zamanlarımda yanımda oldun, hatırımı sordun hap böyle inşallah.....
Haydi bakalım size yeni bir konu Mikar mümkünse bizi bir aydınlatsın biz de biraz yorumlayalım,biraz da fantazi yapalım üstüne
" Atatürk ün Anadolu ya gidişi bir Saltanat hamlesi miydi ? Yoksa Kurtuluş fikri nin uygulanması için bir fırsat mıydı?
ve tabii eğer öyle olmasaydı??........
avatar
Recchie
Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 127
Yaş : 47
Kayıt tarihi : 14/05/08

Kullanıcı profilini gör http://trumeli.forumv.biz

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Eğer Öyle Olmasaydı

Mesaj tarafından mikar2 Bir 19/6/2008, 22:00

Recchie, Atatürk'ün Anadolu'ya gidişi sürekli tartışılır. Bu konuda farklı 2 yorum var. 1.si Vahdettin'in İstanbul'da kıskaçta olduğunu görüp güvendiği bir kişiyi Anadolu'ya göndermek ve buradan bir hareket başlatma arzusu. Bu kişi de M.Kemal oldu. Tabi bu görüşün doğruluğu konusunda yorum yapamam bizim işimiz belgelerle, belgelerde böyle bir şey yok fakat Anadolu'ya gitmeden önce M.Kemal'i yanına çağırtmış ve selam vermesine dahi izin vermeden söze başlamıştı:" Paşa paşa şimdi lafı uzatmanın zamanı değil adın bu kitaba yazılabilir(Elindeki Osmanlı tarihini göstererek)" Böyle bir diyalog tarihte var.
Buna benzer görüşleri destekleyen kitaplardan birisi de vahdettinin kendi ağzından anlattıklarından bir bölümün olduğu eski bir hatırat. Samih Nafiz Tansu'nun Madalyonun Tersi, adlı kitabında II:Abdülhamid'in 6 kez sadrazamlığını yapmış olan ferit paşa'nın oğlunun ağzından yansıtılan olaylar. Bu kitabı bulabilirseniz edinmenizi tavsiye ederim bana aileden şimdi prof olan bir abimden kaldı. 1974 basım olması lazım galiba, kütüphanem biraz karışık aradım ama şimdilik bulamadım bulunca tam künyesini yazarım. Bu kitapta Vahdettin Mustafa Kemal'e kırgın olmadığını, onu anladığını ve onunla gurur duyduğunu söylüyor. Vahdettin orada tam olmamakla birlikte M.Kemal'i desteklediğini ona yetki verdiğini ve Anadolu'ya gönderdiğini ima edecek cümleler kuruyordu.(Bu kitabı 3 yıl önce okumuştum tam cümleleri hatırlamıyorum, fakat benzer şeylerdi).Ama o sıralarda yad ellerde esir hayatı ve sefil bir halde yaşıyordu. Ferit Paşa'nın oğlu onu ziyarete gitmişti ve haline üzüldüğünü söylüyor. Tek isteğinin öldükten sonra cenazesinin yurda getirilmesi olduğunu söylüyor.
2. Görüştekilere göre Vahdettin bir vatan hainiydi ve Atatürk'ün Anadoluya gönderilmesinde etkisi yoktu olsa bile ondan kurtulmak için bir fırsattı.
Ben iki görüşe de katılmadığımı belirteyim, yani ikisinin de doğru yanları var ama tarihi kendi istedikleri yöne çekmişler bana göre. Bir kere Mustafa Kemal daha harbiyedeyken planlar yapmaya başlamıştı vatanın geleceğiyle ilgili, vatan işgal altındayken istanbulda oturması zaten beklenemezdi. Gönüllü kaçak yollardan trablusgarba, suriye'ye gidip savaşan Mustafa Kemal nasıl oturup beklerdi. Nitekim Fethi Okyar'la çok eski arkadaştırlar ve daha okul yıllarında ona gelecekle ilgili düşüncelerini ve vatanın kurtuluşuyla ilgili radikal kararlarını açmıştır sık sık. Yani Mustafa Kemal'i padişah gönderdi veya göndermedi o zaten istanbulda kalmazdı kimse onu tutamazdı. Kaçak olarak trablusgarb'a gittiği gibi anadolu'ya da giderdi. Ama Kazım Karabekir hatıralarında, Mustafa Kemal'e Anadoluya geçmesi için defalarca çağrı yaptığını belirtiyor. Bir mücadele olacaksa Anadoluda olmalı ve siz başında olmalısınız diye haber gönderdiğini söylüyor.
2. Görüştekilere de katılmıyorum çünkü Vahdettini bir vatan haini görmüyorum. Hiç bir Osmanlı padişahını görmediğim gibi. Padişah demek devlet demek insan neden kendisine hainlik yapsın ki? Zaten Devletin sahibi Osmanlı hanedanı yani kendisi neden yıkmak istesin ki? Bunu hiç sorgulama gereği bile duymuyor bu görüşleri ileri sürenler. Bir şeyi daha atlıyorlar, Vahdettin daha veliahtken M.Kemal ile Berlin'e gitmişti. Mustafa Kemalle arası çok iyiydi ve M.Kemal ona büyük muhabbet duyuyordu. Vatan haini potansiyeli olan bir insanla Atatürk'ün bu denli yakın olması akla mantığa sıhar mı? Yoksa 2 yılda mı bu adam hain olmaya karar verdi. Bunlar düşünülmeden subjektif yorumlar yapılıyor.
Sonuç baya karıştı galiba ama, gerçek olan şu Padişahın izni ve olağanüstü yetkilerle M.Kemal Anadolu'ya gönderilmiştir. Hatta Mustafa Kemal Erzurum Kongresinde olsun Anadolu'da faaliyetlerinde olsun üzerinde hep padişah nişanlarını taşımıştır. Görevinden alındıktan sonra bile bu nişanları takmaya devam etmesi ilginçtir.Bu belgelrde de M.Kemal'in sözlerinde de mevcuttur. M.Kemal Anadoluya giderken kafasında olan düşünce kurtuluş hamlesinin bir an önce uygulamaya geçirilmesiydi ve bu Karabekir'in dediği gibi Payitahttan uzak, ingiliz ve işgal donanmalarından uzak olan Anadolu'da gerçekleştirilebilirdi. Zaten gitmeden önce İstanbul'da kaldığı evde arkadaşlarıyla her akşam toplanıp bu konuda kararlar almışlardır.Sonuçta hangisi olursa olsun tek yol kurtuluş mücadelesi için bir başlangıç umuduna çıkıyor.

mikar2
Yeni üye
Yeni üye

Mesaj Sayısı : 7
Yaş : 32
Kayıt tarihi : 18/06/08

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Eğer Öyle Olmasaydı

Mesaj tarafından Recchie Bir 19/6/2008, 22:39

Gayet güzel tertemiz belgeli,bilgili bir açıklama kendi yorumlarımı sonraya saklayacağım şimdilik şunu söyleyeyim özellikle şuna bayıldım

Vahdettin daha veliahtken M.Kemal ile Berlin'e gitmişti. Mustafa Kemalle arası çok iyiydi ve M.Kemal ona büyük muhabbet duyuyordu. Vatan haini potansiyeli olan bir insanla Atatürk'ün bu denli yakın olması akla mantığa sıhar mı? Yoksa 2 yılda mı bu adam hain olmaya karar verdi. Bunlar düşünülmeden subjektif yorumlar yapılıyor.[i]
bravo kardeşim sana (Kardeşim diyorum kızma yaşça biraz büyük olduğumdan bir de alışkanlık Very Happy )
avatar
Recchie
Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 127
Yaş : 47
Kayıt tarihi : 14/05/08

Kullanıcı profilini gör http://trumeli.forumv.biz

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Eğer Öyle Olmasaydı

Mesaj tarafından Emre Cetin Bir 20/6/2008, 00:42

Valla Recchie Abicim, öyle bir konu attın ki ortaya işin içinden çıkmak çok güç. Bu konu rahmetli Ecevit tarafından da zamanında gündeme getirilmişti. O konuştuktan sonra da bu konu moda olmuş ve birçok köşe yazarı bu konuyu işleyerek gündeme taşımıştı. Hatta bu konu ile ilgili tartışma programları bile yapılmıştı. Zamanında eleştirdiğim köşe yazarlarına benzememek için yazacaklarımın şu ana kadar okuduğum ve tarihsel incelemeler için bir hiç sayılacak kadar kısıtlı kaynaklar doğrultusunda yazılan kendi değerlendirmelerim olduğunu özellikle belirtmek isterim. Bu konu üzerinde çok ciddi araştırma yapılması gereken ve birçok kaynağın karşılaştırmalı bir şekilde incelenmesi sonucu bir netice elde edilebilecek kadar karmaşık ve kompleks bir konu. Bence bir tarihçi kendi alanı dışında yardımcı olarak filoloji, etimoloji, orientalistik, sosyoloji gibi diğer bilim dallarında da belirli bir birikime sahip olmalı ki araştırdığı konuları derinine inecek kadar özümleyebilsin ve bize doğru bir şekilde aktarabilsin. Bu meziyetlerin pek azı bende bulunduğundan yazacaklarımın doğruluğunu garanti edemem. Ohhh, şimdi rahatladım Smile

Konumuza gelirsek sevgili mikar'ın da dediği gibi iki temel görüşün olduğu görülüyor. Bu iki görüş de kendi içinde aşırılıklar içeriyor bana kalırsa. Şöyle ki Vahdettin'in hain olduğuna kesinlikle inanmıyorum. Nedense milletçe bu hain damgasını insanlara vururken çok cömertiz. Bir insana vatan haini diyebilmek için açık ve niyetli bir şekilde ülkenin menfaatine ters bir hareketinin görülmesi ve bunun kesinkes ispatlanması gerekir. Bu açından çoğu kimsenin aksine ben Enver Paşa için de hain demem, Çerkes Ethem için de. Hatta abartıp Abdülhamit için de hain diyenler olur, dedim ya bu konuda çok cömertiz. Bu açından bakılırsa Vahdettin bence hain değildir. Vahdettin'in hain olduğunu savunan ikinci görüş de zaten Cumhuriyet dönemi ile birlikte redd-i miras diye bir kavram ortaya atıp Osmanlı'yı reddeden ve "Milad 1923'tür" gibi sakat düşüncelere sahip aşırı uç tarih bilmez insanların görüşüdür. Bu kesim özellikle 1940'tan sonra türemiştir, zira Atatürk zamanında geçmiş olayları incelemeden reddetme gibi bir davranışın peyda olması çok zordur. Zaten olmamıştır da, Türk Tarih Kurumu örneği karşımızda. Neyse, konumuz bu değil. Sonuçta Vahdettin'in hain olduğuna inanmıyorum. Ama birinci görüşte anlatıldığı kadar yüce bir abide olduğuna da inanmıyorum. Yani birinci görüşü savunan genellikle aşırı dinci kesim neredeyse bütün planların Vahdettin tarafından yapıldığı, Mustafa Kemal'in sadece bunları uygulamak için seçildiğini filan söyleyecek kadar ileri gider. Bu da pek mantıklı görünmemektedir. Şu bir gerçektir ki Mustafa Kemal birçok ittihatçı gibi daha istibdat devirlerinde ülke meselelerine kafayı takmış idealist bir gençtir. Birinci Dünya Savaşı'na da girerken imparatorluğun beklediği hazin sonu görebilen büyük bir önderdir. Mondros'tan sonra daha İstanbul'da düşman zırhlılarına "Geldikleri gibi giderler" derken zaten o mavi gözlerindeki ışıltıyı görenler istiklal ateşini tesirli bir şekilde yüreklerinde hissetmişti. Yani olayların baş planlayıcısı, baş aktörü tabii ki Ulu Önderdir. Ama Vahdettin de onun bu görevi kabul etmesindeki amacı muhtemelen biliyordu. Ve gitmesine göz yumdu, izin verdi, sesini çıkarmadı. Hatta belki de gizlice destekledi. İstese gayet tabii fermanı imzalamaz ve gitmesine mani olurdu ama yapmadı. Yani Vahdettin'i bu noktada dışlamak çok doğru olmaz. Evet, baş aktör değldir ama Atatürk'ün Samsun'a çıkışında katkısı olduğuna inanıyorum. Bu katkı da ona mani olmamak ve gitmesine izin vermekti. Yoksa onu çağırıp neler yapacağını anlatması, görevler vermesi bana çok da inandırıcı gelmiyor. Bu açından Kurtuluş'ta ve Şu Çılgın Türkler'de çizilen Vahdettin ve Enver Paşa imgeleri bana hep ters gelmiştir. Özellikle bazı kaynaklar ile çeliştikleri aşikardır. Ayrıca mikar'ın dediği gibi Vahdettin ile Atatürk arasında zamanında hasıl olan dostluk da başka bir aydınlatıcı hadisedir bu konuda. Yani bu iki önermenin ben de tek başlarına tamamen gerçekleri yansıttığına inanmıyorum. İkisinde de doğru olan taraflar da var, abartılan taraflar da. İkisinin bir sentezi ile doğru sonuca ulaşmak mümkün olabilir.

Atatürk'ün padişah nişanını yanında taşıması ise başlı başına akıllı bir hamle. Bunu Vahdettin'e bağlılık olarak yorumlamak mümkün olsa da ben öyle düşünmüyorum. Bu Mustafa Kemal'in halk üzerindeki etkisini arttıran bir unsur şüphesiz. O dönem padişahın, ki aynı zamanda halifenin, halk üzerindeki etkisi inanılmaz boyutta. Bu sebeple İngilizler'in baskısı ile dönmesi için ferman çıkana ve kendi istifa edene kadar padişah nişanını taşımasını daha çok etki amaçlı olarak düşünüyorum. Aynı şekilde Vahdettin'in Mustafa Kemal giderken onun bir cumhuriyet kuracağını düşünmediği, düşünseydi gitmesine mani olacağını, sırf payitahtının devamı için gitmesine izin verdiği görüşüne de katılmıyorum. Osmanlı padişahları sanıldığının aksine oldukça iyi eğitilmiş ve diplomasi bilen insanlardı. İmparatorlukların teker teker yıkıldığı, ulus devletlerin oluştuğu ve monarşik düzenlerin tarihe karıştığı bir dönemde Vahdettin'in bu ihtimali düşünmemesi saçma bence. Kaldı ki öyle bir durum olsa bile elde kaynak olmadan Vahdettin'i vatan pahasına siyaset yapmakla suçlamak abesle iştigal. Yani demem o ki konu çok karışık ve ciddi bir araştırma gerektiriyor. İşin en acı tarafı da birkaç ciddi isim dışında (İlber Ortaylı, Halil İnalcık...vs) gerçekten artık kaliteli tarihçi görmek güçleşiyor. Bu konuları derinlemesine araştıracak ve günümüze ışık tutacak tarihçilere her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. Umarım bunu sağlayacak bir nesil gelecektir, zira bu noksan devam ettiği sürece daha çok aynı hatalara düşeriz ve düşene de kimse acımaz.

_________________
avatar
Emre Cetin
Süper Moderatör
Süper Moderatör

Mesaj Sayısı : 147
Yaş : 31
Nerden : İstanbul
Kayıt tarihi : 16/05/08

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Eğer Öyle Olmasaydı

Mesaj tarafından Emre Cetin Bir 20/6/2008, 01:17

Eğer öyle olmasaydı kısmı tarihsel olarak çok da bir anlam taşımıyor aslında, tamamen fantezi Smile Ama oldu da Mustafa Kemal Samsun'a çıkamadı, padişah izin vermedi. Ciddi bir yargılama söz konusu olmadıkça ve hapis cezası görmedikçe Atatürk'ün bir şekilde bu direnişi yine örgütlemek isteyeceğini söylemek zor olmasa gerek. Ama bu örgütlenmenin gecikmesi çok daha feci ve geri çevrilmesi zor sonuçlara yol açabilirdi. Malumunuz İzmir 15 Mayıs'ta Yunanlılar tarafından işgal edildi ve 16 Mayıs'ta Atatürk Samsun'a dopru yola çıktı. Eğer bu direnişin başlangıcı daha da gecikseydi Yunanlıların Batı Anadolu işgali çok daha kolay olacaktı. Zira Nisan 1920'da kurulan meclis ve sonradan kurulan düzenli ordu ile bir savunma hattı kurularak kalan toprakların güvenliği sağlanmıştı. Bu meclisin ve düzenli ordunun kurulmasının gecikmesi Batı cephesinde bizi çok daha zor durumda bırakacaktı. Savunma hattı çok daha doğuya kayacaktı, Ankara tehlikeye girecekti. Belki Kayseri meclis için merkez olacaktı Bütün iş Kuvay-i Milliye'ye kalacak ve o da donanımlı ve İngiliz destekli Yunan ordusuna fazla dayanamayacaktı. Yani Atatürk'ün Samsun'a çıkamaması ayrı bir mesele. Sadece zamanında bile çıkamaması çok kötü olayların hasıl olmasına sebebiyet verebilirdi. Bu direnişi örgütleyecek başka bir lider çıkar mıydı bilinmez. Kuvay-ı Milliye daha şiddetlenebilirdi belki. Kazım Karabekir belki Rauf Orbay ile karşı durmaya çalışabilirdi. Ama yine de Atatürk gibi padişaha karşı halk desteğini sağlayabilecek ve bütün kaynakları düzgün bir biçimde kanalize edebilecek bir lider çok nadir geliyor dünyaya. Olmasaydı olacakları insan düşünmek bile istemiyor. Bağımsızlığımızı belki uzun vadede yine kazanırdık ama devlet ve millet olarak kesinlikle şu anki durumda olamazdık. Suriye gibi, Tunus gibi birşey olurduk büyük ihtimal. Şu anki gibi bölgesel bir güç olmamız mümkün olamazdı en basitinden. Bunun yanında uğrayacağız kültürel erezyon da Irak'taki gibi milli benlikten tamamen kopuk bir insan profili oluşturabilirdi içimizde. İyi ki Atatürk, onun dirayetli komutanları, kahraman ordumuz ve milletimiz varmış ki o bataklıktan ülkeyi çıkarmayı başarmışlar. Hepsinin mekanı cennet olsun.

_________________
avatar
Emre Cetin
Süper Moderatör
Süper Moderatör

Mesaj Sayısı : 147
Yaş : 31
Nerden : İstanbul
Kayıt tarihi : 16/05/08

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Eğer Öyle Olmasaydı

Mesaj tarafından Recchie Bir 20/6/2008, 12:38

Evet şöyle bir bakalım duruma.Mikar yukarıda da belirttiğim gibi gayet temiz bir yorumla izah etmiş hadiseyi ,gerçekten de ilk yorum genel olarak bizim memleketin muhafazakar kesimince çokça itibar edilen görüş,ikinci görüş ise çok sıkça rastladığımız Resmi tarih dayatması her iki yorumun da muhtemel yanlış eksik ve doğru tarafları olması mümkün X ideolojinin tarihin içine sızma oranına göre değişir
Ben biraz daha fantazi tarafından alayım konuyu bir "Alternatif tarih " düşünlemesi yapalım bakalım neler düşüneceksiniz ?

" 1919... İstanbul ...şartlar va koşullar aynı yani İşgal , Dağıtılan Parlemento,yer yer direniş hareketi örgütlenmeleri,kıpırdanan ve kendine lider arayan milli uyanış
Bu arada son Osmanlı hükümeti Yani Yusuf İzzettin paşa kabinesi işbaşına getiriliyor kabine nin en önemli ismi Erkan-ı harbiye umum reisi (Gn Kurmay Bşk) yetkisine de haiz Harbiye nazırı bir paşa.Genç,atılgan mavi gözleri çakmak çakmak Sarışın bir paşa çanakkale savaşı kahramanı,Yıldırım orduları grup komutanı Damat (Buraya dikkat !!!!! M:Kemal Paşa Sultan Vahdettin in kızı Sabiha Sultan ile evlenmeyi bir değil iki kez istemiştir Kaynak Soner Yalçın "Efendi") Mustafa Kemal Paşa.Sultan Vahdettin in hem damadı hem eski yaveri (Bkz yukarı da Berlin Gezisi) Bahriye nazırı yine tanıdık bir isim Rauf (Orbay) Kazım (Karabekir)paşa Doğu ve G.Doğu da bir direniş hareketi örgütlemeye çalışıyor fakat yeterli miktarda örgütlenemiyor ,her yerde irili ufaklı Müdafa i hukuk örgütleri kuruluyor Bu arada harbiye nazırı M:Kemal paşa kendisine önerilen Anadolu kurtuluş mücadelesine liderlik meselesine "Benim İstanbul da olmam önemli bu durumda önce parlementoyu tekrar açmak için uğraşmalıyız bu konuda Sultan Vahdettin hazretleri nin onayı vardır lakin siz Asayişi sağlamak için mücadeleye devam ediniz gerekirse Padişah Hz.güvenli bir bölgeye geçici olarak nakledebiliriz" şeklinde bir cevap veriyor.Hadi buyrun bakalım
avatar
Recchie
Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 127
Yaş : 47
Kayıt tarihi : 14/05/08

Kullanıcı profilini gör http://trumeli.forumv.biz

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Eğer Öyle Olmasaydı

Mesaj tarafından mikar2 Bir 20/6/2008, 13:08

Evet dün gece bunu yazmayı unutmuşum M.Kemal saraya damat olmak çok istemiştir ama olmamıştır. Vahdettinle ilişkileri çok iyidir. Ayrıca bir şey daha İzzet Paşa kabinesinde harbiye nazırı olmak istemişti ama o da olmamıştır. Bundan şunu anlıyoruz, bazı kesimin işte atatürk Osmanlı yerine yeni bir devlet kurmak istiyordu bunu kafasına taa o zamanlar yerleşt,irmişti gibi safsataları yok aslında. O Osmanlı'nın kurtuluşu için çalışan bir osmanlı askeriydi o zamanlar. Yıkmak istediği bir devletin harbiye nazırı olmak için niye o kadar uğraşır ki insan? Ama Anadolu'ya geçince iş değişti, duruma göre hareket etti.
Emre Çetin'in hainlikle ilgili yorumuyla paralel düşünüyorum ama verdiği örneklerde bir kişiyi ayırıyorum O da Çerkez Ethem. Hainlik başka nasıl olur bilmiyorum bence tam onun yaptığı gibi olur. Evet kuva-i milliye ye büyük yararlılıkları oldu ama, ölüm kalım savaşı bir milletin verdiği dönemde kendi kişisel hırs ve çıkarları düşünmek ve ben üstünüm edasıyla hareket edip, Türkler'in savaştığı Yunan'a sığınmak affedilir bir durum değil. Kendisini vursaydı bence onun için daha hayırlı ve şerefli olurdu. Bunun özrü ve bahanesi yok.
Enver Paşa konusunda hain olduğunu asla ben de düşünmüyorum. Ölene kadar kendi davası için mücadele etti. Türkistan halklarının mücadelesinde onlar için en önde savaşırken şehit olmuş bir adama nasıl hain damgası vururuz. Cahilliği, düşünmeden ama iyi niyetli hareketleri Osmanlıya pahalıya mal oldu ama başka bir açıdan bakılırsa Osmanlı'nın başka bir şansı varmıydı acaba? Yani Almanya'nın yanında savaşa girmeme gibi bir şansı. Bana kalırsa yoktu. Talat paşa defalarca ingilizlerle cemal paşa aracılığıyla görüşmeler yapmıştı, ama hep olumsuz cevaplar geldi. Çünkü Osmanlı'yı paylaşma projeleri yapılmıştı bile yani devletler bu konuda anlaşmışlardı sırada uygulama vardı. Bu projelerde olmayan ve yanına bizi isteyen yeni yükselen tek güç Almanya idi ve hainliğini görmediğimiz Almanlardan başka çaremiz yok gibiydi. Veya devleti yöneten acemi kadroların bu meseleden çok ince politik manevralarla çıkacak kabiliyetleri yoktu. Ama dediğim gibi Çerkez Ethem ve Enver Paşa'yı aynı katagoride değerlendirmek bana doğru gelmiyor. Yunanlılara sığınmanın bir bahanesini bulamıyorum. Bakınız aynı benzer olay Ali İhsan Sabis'in de başına geldi. Ali İhsan Paşa harbiye birincisi ve kademe olarak Mustafa Kemal'den üstün birisiydi. Mondros imzalandığında Musul'da ordunun başındaydı. Maltaya sürgüne gönderilmiş ve dönüşte Anadolu hareketinde yer almak istemişti. Atatürk Onu ordu komutanlığına getirdi ama ismet paşa onun üstü olacaktı. İhsan paşa kabul etmedi ben üst olmalıyım dedi. Bu durumlarda bile kişisel hırsların ortay atılması saçmalık ama insan işte. Kabul edilemeyince ona o görev verilmedi ama gidip kimseye sığınmadı, mecliste bir şekilde harekete yararlı olmaya devam etti. Acaba Ethem en azından bunu yapamaz mıydı.

mikar2
Yeni üye
Yeni üye

Mesaj Sayısı : 7
Yaş : 32
Kayıt tarihi : 18/06/08

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Eğer Öyle Olmasaydı

Mesaj tarafından Emre Cetin Bir 20/6/2008, 14:58

Aslında haklısınız, Ethem örneği pek iyi olmadı. Enver ve Vahdettin ile karşılaştırılınca kabahati büyük. Baştaki yararlılıklarından hareketle ona biraz müsahamalı yaklaşıyorum, yoksa düzenli orduya karşı biri olarak sıkışınca Yunanlılar'a sığınması elbette kolay kolay hoşgörülecek bir davranış değil. O örnek pek güzel olmamış. Hani bir Ali Kemal için, bir Sait Molla için hainliği çok rahat söyleyebiliyorum da Çerkes Ethem için başlarda yaptığı işlerden dolayı biraz müsahamalı yaklaşıyorum. Ama dedikleriniz doğru, pek iyi bir örnek olmadı Çerkes Ethem. Enver Paşa ile karşılaştırılamaz bile bu açıdan.

Recchie demiş ki:Evet şöyle bir bakalım duruma.Mikar yukarıda da belirttiğim gibi gayet temiz bir yorumla izah etmiş hadiseyi ,gerçekten de ilk yorum genel olarak bizim memleketin muhafazakar kesimince çokça itibar edilen görüş,ikinci görüş ise çok sıkça rastladığımız Resmi tarih dayatması her iki yorumun da muhtemel yanlış eksik ve doğru tarafları olması mümkün X ideolojinin tarihin içine sızma oranına göre değişir
Ben biraz daha fantazi tarafından alayım konuyu bir "Alternatif tarih " düşünlemesi yapalım bakalım neler düşüneceksiniz ?

" 1919... İstanbul ...şartlar va koşullar aynı yani İşgal , Dağıtılan Parlemento,yer yer direniş hareketi örgütlenmeleri,kıpırdanan ve kendine lider arayan milli uyanış
Bu arada son Osmanlı hükümeti Yani Yusuf İzzettin paşa kabinesi işbaşına getiriliyor kabine nin en önemli ismi Erkan-ı harbiye umum reisi (Gn Kurmay Bşk) yetkisine de haiz Harbiye nazırı bir paşa.Genç,atılgan mavi gözleri çakmak çakmak Sarışın bir paşa çanakkale savaşı kahramanı,Yıldırım orduları grup komutanı Damat (Buraya dikkat !!!!! M:Kemal Paşa Sultan Vahdettin in kızı Sabiha Sultan ile evlenmeyi bir değil iki kez istemiştir Kaynak Soner Yalçın "Efendi") Mustafa Kemal Paşa.Sultan Vahdettin in hem damadı hem eski yaveri (Bkz yukarı da Berlin Gezisi) Bahriye nazırı yine tanıdık bir isim Rauf (Orbay) Kazım (Karabekir)paşa Doğu ve G.Doğu da bir direniş hareketi örgütlemeye çalışıyor fakat yeterli miktarda örgütlenemiyor ,her yerde irili ufaklı Müdafa i hukuk örgütleri kuruluyor Bu arada harbiye nazırı M:Kemal paşa kendisine önerilen Anadolu kurtuluş mücadelesine liderlik meselesine "Benim İstanbul da olmam önemli bu durumda önce parlementoyu tekrar açmak için uğraşmalıyız bu konuda Sultan Vahdettin hazretleri nin onayı vardır lakin siz Asayişi sağlamak için mücadeleye devam ediniz gerekirse Padişah Hz.güvenli bir bölgeye geçici olarak nakledebiliriz" şeklinde bir cevap veriyor.Hadi buyrun bakalım

Valla olaylar bu açıdan bakılınca çok garip oluyor. Yani geçmişte Enver Paşa'nın durumuna direk Atatürk'ü oturtalım ve düşünelim diyorsun. Şimdi Atatürk'ün İstanbul'da örgütlenmeyi düşünse bile bunu orada gerçekleştirebilir miydi, tereddütlerim var burada. Malum 1919'da İstanbul'da düşman askerleri yer yer bulunsa da fiili işgal tarihi Mart 1920. Meclis-i Mebusan'ın Misak-ı Milli kararlarını onaylamasından sora hemen meclisi dağıtıp mebusları Malta'ya süren İngilizler, eğer Atatürk işi İstanbul'da yürütmeye kalksaydı muhtemelen onu da Malta'ya sürerlerdi. Atatürk olmadan da Kazım Karabekir Anadolu'daki örgütlenmeyi becerebilir miydi, bilmiyorum. Yani güzel senaryo yazamayacağım. Eğer bu olay Enver Paşa zamanında olsaydı, yani Enver gibi yükselen Mustafa Kemal olsaydı o zaman daha güzel şeyler yazılabilir bence. En azından gerçek Misak-ı Milli sınırlarına ulaşmamız mümkün olabilirdi, Balkan Savaşları'ndan önce bu yükseliş olsa belki Batı Trakya kurtulabilirdi. Ama Atatürk'ün İstanbul'da padişah desteği ile örgütlenmesi kesinkes Anadolu'daki örgütlenmeyi kolaylaştıracaktı, bu da aşikar. Bu durumda iş bir yere gelince belki Atatürk Malta'ya sürülürken Anadolu'da da yeni bir lider ortaya çıkabilirdi, ama zor ihtimal. Atatürk'ün de Vahdettin'in damadı iken Malta'ya sürülme ihtimali de akla yatmıyor gibi ama istediklerini İstanbul'da yapamazdı gibime geliyor. Offf, çok karıştı, ben çıkamadım işin içinden Smile

_________________
avatar
Emre Cetin
Süper Moderatör
Süper Moderatör

Mesaj Sayısı : 147
Yaş : 31
Nerden : İstanbul
Kayıt tarihi : 16/05/08

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Eğer Öyle Olmasaydı

Mesaj tarafından Sponsored content


Sponsored content


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz