2,Bölüm Senaryo

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

2,Bölüm Senaryo

Mesaj tarafından Recchie Bir 18/9/2008, 20:11

2. Bölüm

Korsan gemisinin ana motorunun bakıma girmesi gerekmektedir. Bunun için tayfalardan Enver, Mahir Naci ve Sinan Selanik’e gitmek üzere hazırlık yapmaktadır. Enver ilk olarak söze karışır.

 Ya Mahir, şu ağları da alsak mı acaba? Belki balık filan da tutarız ha, ne dersin?

 Alalım tabii. (Gülerek) Yolculuk bu, Selanik’e niyet nereye kısmet. İşin ucunda Girit’e de çıkmak var, aylarca Ege’de avare gibi dolanmak da. Biz işi iyisi mi sağlama alalım.

 Bakıyorum sabah sabah sen de Ege gibi dalgacısın. Bu Lodos böyle devam ederse karaya çıktığına bile şükredeceksin sen.

 Lodostan korkmuyorum da şu kordondan korkuyorum. İnşallah yine sana bir peri kızı göstermemiştir, yoksa halimiz harap.

 Aman aman, iyi ki sefte bir yolu şaşırdık. O Selanik’i gözüm kapalı bulmazsam ben de. Az kalmadım ben orda zamanında. Benim Cavid Hocam vardı Selanikli, oraları bana soracaksın arkadaş, elimle koyduğum gibi bulurum.

 (Gülerek) Karada sana güvenim tam da denizde hafiften şüphelerim var. Bu sefer götür bizi şaşırmadan, söz sana, bir daha bu konuyu açmayacağım.

 Tamamdır, haydi bakalım. Görüşeceğiz. Bu arada Sinan, sen şu Tekser Usta’yı tanıyorsun değil mi?

 Tanıyorum tabii. Onun oğulları ile benim teyzemin çocukları çok yakın arkadaştır. Ama buralara gelmeyi kabul eder mi ki acaba?

 Bizdeki akçeleri görünce öyle bir kabul eder ki. Zaten bizim kaptanın da ahbabı o. Sorun çıkmaz bence.

 Öyle diyorsan tamam Enver. Çıkıyor muyuz o zaman?

 Çıkıyoruz. Kaptan’a söylediniz değil mi bugün ayrılacağımızı?

 Yavere söyledim ben. O da kaptana söyleyecek.

 İyi o vakıt. Haydi o zaman rastgele.

Enver zevk içinde kasılarak bağırmaya başladı.

 İşte geliyoruz. Bekle bizi Urumeli. Çıkayım gideyim Urumeline….

Mahir Naci yine gülerek araya girdi.

 Rabbim sen yardım et şu deli Enver’e takılan zavallı bizlere…
___________________________________________________________________________

Üsküp’te Şadiye Elif giyinmiş ve okula gitmek üzere hazırlanmıştır. Tam bu sırada Tarkan onu görür.

 Merhaba Elif. Nereye böyle sabah sabah.

 Merhaba Tarkan Abi. Üsküp’teki okula atandım ben, orada muallimlik yapacağım artık.

 Haydi bakalım hayırlısı. Eğitimli insana her zamankinden çok ihtiyacımız var şu anda. Kolay gelsin hepinize.

 Sağol Tarkan Abi. Sen nereye gidiyorsun?

 Manastır’a. Biliyorsun işte, cemiyet işleri…

 Aman Abicim, dikkat edin. Her gün Sultan daha da güçleniyor, endişeleniyorum sizin için.

 Merak etme, tedbirimizi alıyoruz. Biz de olmasak zaten istibdadın yıkılacağı yok, o yüzden mücadeleden kaçamayız.

 Resne’ye dönecek misin?

 Manastır’dan sonra bir geçmeyi düşünüyorum. Özledim memleketimi…

 Tamam Abi, sana iyi yolculuklar.

 Haydi sana da iyi dersler, görüşürüz.

Ayrılırlar ve ikisi de yollarına koyulur.

____________________________________________________________________________

Fitnat ve Gülümser hastaneden gerekli malzemeleri almayı başarmışlardır ve eve dönmektedirler.

 Kız, şu yaptığıma hala inanamıyorum. Babam duysa bunları keser beni valla. Beni de yakacaksınız bu gidişle.

 Bir şey olmaz Ablacım. Bir sorun çıkarsa biz üstleniriz her şeyi. Sen gönlünü ferah tut.

 O nasıl söz kız. Sizi öyle ortada bırakacak değiliz herhalde.

 Sağolasın Ablacım. Aaaaa, o gelen bizim yaver değil mi?

 Evet o valla, bayağı da telaşlı. Feride, kız Feride……

Hızlı hızlı yürüyen kız adının söylendiğini duyunca birden irkildi. Geri dönünce Fitnat’ı ve Gülümser’i gördü. Fitnat devam etti.

 Aşık mısın sen kız? Leyla gibisin. Top atsalar duymayacaksın. Bu ne hal?

 Yok bir şey Fitnat Abla. Bizim kaptana bir haber vereceğim de ondan dalmışım.

Gülümser araya girdi.

 Ne haberi imiş bu kaa mühim?

 Bizim Enver, Mahir ve Sinan Selanik’e gidecekler. Yola çıkmış olmalılar şimdi. Onu kaptana bildireceğim.

 İyi de bunu biz bile biliyorduk. Bu kaa heyecan yapmanın ne alemi var?

 Mahir Abi hemen ulaştır ayrıldığımızı dedi, ondan aceleyle birden gideyim dedim.

 Öyle olsun bakalım. Haydi o zaman, yolun açık olsun. Kaptan en son kahvede oturuyordu, haberin olsun.

 Tamam, çok sağolun. Haydi görüşürüz o zaman.

Feride ayrılırken Fitnat Gülümser’e baktı ve şöyle dedi.

 Bunda bir hal var ama çözemedim tam. Neyse, yakında kokusu çıkar.

 Bana da bir acayip geldi tavırları. Neyse, ben biraz çarşıya uğrayacağım Fitnat Abla. İstersen sen de gel.

 Yok, sen git. Ben eve gideyim en iyisi. Akşama iftara misafir gelecek. Biraz hazırlık yapayım, yoksa babam beni topa tutar.

 Tamam o vakıt, haydi görüşürüz.

 Görüşürüz canım, kendine iyi bak.

Fitnat eve, Gülümser çarşıya doğru yürüyerek ayrılırlar.

___________________________________________________________________________

Selanik’e gelen Kara Abbas sahilde gördüğü Cavid Nazım Bey’in yanına doğru gelmektedir.

 Hayırlı günler Cavid Nazım Bey. Beni emretmişsiniz.

 Estafurullah Abbas evladım,hoş geldin, nasılsın bakalım?

 Sağolun Üstad , iyi diyelim. Son olaylardan dolayı herkes gibi ben de şaşkınım biraz.

 Evet Abbas, ama merak etme , her gecenin bir sabahı vardır ve lakin sabahı karşılamaya hazır olmak lazım. Neyse Abbas yakında İstanbul'a geçeceğini işittim, senden bir iki ricam olacak.

 Emredin, elimden gelenin fazlasını yapacağıma emin olabilirsiniz.

 Ondan eminim Abbas zaten, boşuna sana Kara Abbas dememişler, gözünün karalığı nam saldı. Abbas çok yakın bir dostumun evlatlarından haber almaya çalışıyorum. İki evladından da ses çıkmadı , oğlu benim talebemdi, cemiyete de üye olmuş pek değerli bir gençti, Hamid’in jurnalcileri çocuğu harcamışlar, pek yazık oldu, kıymetli bir ailenin evladı idi. Son savaşta da kızı bir mektup bırakıp gitmiş , harbe gönüllü hemşire yazılmış, bütün cephelerde arattık lakin haber yok . Henüz esir değişimi için anlaşma sağlanamadı, bilmektesindir, belki bir umut esirler arasında olabilir. Şimdi senden ricam İstanbul'da durumu bir tetkik et, bulursan onu sen bulursun.

 Üstad anladım, ismi neydi bu gözüpek kızın ?

 Bihter,adı Bihter idi Abbas. Hem oraya gitmişken bana Paris'ten bazı evraklar gelecekti. Bizim Dr. Efendi ve Ahmet Rıza Bey bazı fikirlerini göndereceklerdi, bunları şifreli olarak göndereceklerdir muhtemelen. Mektuplar değişik isimlerle yazılı olacak , bunları İstanbul'da Muzaffer Bey'den teslim alacaksın, çok değerli bir arkadaşımız ,cemiyete pek çok faydası oldu,yaptıklarının hakkı ödenmez. Bihter le ilgili malumat toplamana yardımcı olur, ayrıca yüklü bir miktar para da emanet edecektir sana. Bu pek önemli bir miktar hem Paris'teki faaliyetler için gerekli hem de Hüseyin Bey Makedonya örgütlenmesi için kullanacak , selamımı ilet ,gözlerinden öptüğümü söyle. Muzaffer Bey'den aldığın belgeleri , Halide Hanım'a götür, o deşifre edecek, sonra umarım Bihter'in hayırlı haberleri ve emanetlerinle beraber dönersin sağ salim.

 Aman Üstad ,bir sıkıntı aldı beni şimdi nasıl halledeceğim bakalım

 Hey Çocuk !!! Kara Abbas olmayı kolay mı sandın ? Ateşe yakın duran yanar Abbas evladım. Büyük mücadelenin yükü de büyük olacak tabii ,yükü sırtlanmak için yemin vermedik mi ? Haydi bakalım , zaman bu zaman dır ,daha nice sırtlanacak yük var.

 Desenize yolcu yoluna gerek. Allah utandırmasın.

 Haydi çocuk !! Göreyim seni, Allah Yardımcın olsun.

Cavid Nazım Bey ve Kara Abbas birbirlerine sarılıp ayrılırlar.

___________________________________________________________________________

Manastır’da Hüseyin Bey loş ışıklı bir odada masa başında oturmuş kara kara düşünmektedir. Birden kapı vurulur ve Tarkan içeri girer.

 Hayırlı günler Hüseyin Abi.

 Hoşgeldin Tarkan. Nasılsın görüşmeyeli?

 İyiyim Abi. Asıl sizleri sormalı. Son olaylar yüzünden yine ortalık fena karıştı.

 Hiç sorma kardeşim. Ne yapacağımızı şaşırdık. Haberler sende. Rumeli ne alemde?

 Şu an oldukça sessiz. En son bir Bulgar çetesi yakalandı Pürsıçan taraflarında. Ondan beri sakin ortalık. Son zafer biraz rahatlattı herkesi.

 Orası öyle. Aman bir de o taraftan darbe yemeyelim.

Bu arada kapıda Latife göründü. Hüseyin Bey onu görünce çok sevindi.

 İşte Latife de geldi. Hoş geldin Latife.

 Hoş bulduk Hüseyin Abi. Selanik’ten geliyorum. Cavid Nazım Bey ile görüştüm.

 Güzel, ne diyor peki üstad?

 O da bizimle aynı fikirde. Ne pahasına olursa olsun bu sıralar sağlam durmamız gerektiğini söylüyor. Af için geri dönenlerin de aldanacaklarını düşünüyor. O da Paris’teki Nazım Bey ve Ahmet Rıza ile irtibat kurmaya çalışacakmış.

 İsabetli olur. Kendisi Selanik’te şu an, değil mi?

 Evet, Abbas onu görmeye gitti. Bir sorunu varmış. Yakın bir arkadaşının oğlundan ve kızından haber alınamıyormuş. Oğlu Selanik’te bizim cemiyete mensupmuş. Kızı da savaşta gönüllü hemşire yazılmış ama hala haber alamamışlar. Abbas ile İstanbul’da bir soruşturacaklar Bihter’in izini.

 Kim dedin?

 Kızın adı Bihter’miş.

 Latife, bu kız senin Üsküp’te tanıştım dediğin Bihter olmasın. O da Selanikli değil miydi?

 Aman ağzından yel alsın Hüseyin Abi. Yok yok, o değildir. İçime kurt düştü şimdi
.
 Neyse, sen içini ferah tut. İnşallah o değildir. Başka neler söyledi Cavid Bey?

 Manastır’da 3. Orduda örgütlenebileceğimizi söyledi. Orada çok sayıda değerli ve cemiyete katılmaya hazır subayların olduğunu söyledi. Çalışmalarımızı orada yoğunlaştırmamız gerektiğinden bahsetti.

 Bence de çok yerinde. Tarkan, ne dersin? Sen oralara gidip hafiften çalışmalara başlayabilir misin?

 Tabii Hüseyin Abi. İdadide çok tanıdığım insan var. Hatta Ahmet Ekrem adında bir yüzbaşı var orada, sıkı İttihatçıdır. Onun yeğeni benim yakın arkadaşımdır.

 Güzel, o zaman oradaki subayları kendimize çekmeye çalışmalıyız. Sen orada kal, biz sana gerektiğinde hemen ulaşırız. Ama dikkatli ol, jurnalciler artık her yerde.

 Tamam Hüseyin Abi. Elimden geleni yapacağım.

 Latife, sen de İstanbul’a git. Hem Abbas Bihter’i ararken yardım edersin hem de Halide Hanım ile konuşursun. Onun yazacağı yazılar da Paris’teki kararsız arkadaşlara yol gösterebilir. Halide Hanım İttihatçıların oyuna gelmemelerini telkin edecek bir yazı yazabilirse bizim için çok iyi olur. Bu konuştuklarımızı da şifreli bir biçimde bir kâğıda yaz ve Tarkan’a ver. Tarkan onu Manastır’dan en güvenli şekilde Paris’e, Cahide’ye ulaştırır.

 Hemen Hüseyin Abi.

 Haydi o zaman. Herkes işinin başına.

Odadan ayrılırlar ve herkes çalışmaya başlar.

___________________________________________________________________________

Feride, Abdurrahman kaptanın kahveden çıktığını görmüştür. Hızla arkasından koşarak seslenir.

 Kaptanım, Abdurrahman Kaptan, kaptanım…

 Merhaba Feride. Hayrola, bu ne telaş?

 Mahir Abim size bir an önce söylememi emretmişti. Enver, Mahir Abi ve Sinan bugün Selanik’e doğru yola çıktılar.

 Tamam Feride, sağol haber verdiğin için. Bakalım halledebilecek mi bizimkiler şu işi?

 Bir de Gülümser Fitnat Abla ile hastaneden gerekli malzemeleri almış.

 Çok güzel. Bugün hep güzel haberler veriyorsun. Malzemeleri gece olunca gemiye koyarsınız. Yanınıza 2-3 kişi alın, yalnız gitmeyin o koya gece gece.

 Tamam kaptanım. İsterseniz hemen yola çıkalım.

 O kaa acele değil Feride. Hem sen oruçlu değil misin?

 Öyleyim.

 O zaman iftarını yapıp öyle gideceksin. Ne gerek var bu vakıt taa oralara gitmeye. Ben bizimkilere söylerim. Teravihten sonra çarşının sonundaki çeşmenin başında seni beklerler. Orada buluşup gidersiniz gemiye. Sen de arada Gülümser’i yanına alırsın.

 Tamam Kaptanım. İzninizle ben gideyim o vakıt.

 Haydi o zaman. Size kolay gelsin. Bir terslik olursa ben buralardayım. Görüşürüz.

İkisi ayrılırlar. Abdurrahman Kaptan arkasına döner ve hızlı hızlı yürüyen Feride’ye bakar. O arkasını dönünce de Feride döner ve kaptana bakar. Bu arada arkada çalan Sevinç ezgisi eşliğinde bölüm sona erer.

2. Bölüm Sonu
avatar
Recchie
Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 127
Yaş : 46
Kayıt tarihi : 14/05/08

Kullanıcı profilini gör http://trumeli.forumv.biz

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz