3.bölüm episode 1

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

3.bölüm episode 1

Mesaj tarafından Recchie Bir 28/9/2008, 18:12

3. Bölüm

Ege Denizinde Enver, Mahir ve Sinan Selanik’e doğru hareket etmektedirler. Görevleri Selanik’te oturan Tekser ustayı İzmir’e getirtmek ve geminin bakımını yaptırmaktır. Mahir ilk olarak lafa karışır.

 Nerelerdeyiz dersin Enver? Doğru gidiyoruz değil mi?

 Tabii ki doğru gidiyoruz. Tahminen İskiri adasına yaklaşmak üzereyiz, birazdan görünür ada.

 Valla inşallah öyledir, hayır erzak da yok yanımızda çok. Aç kalırız Ege’nin ortasında.

 Hayır bana güvenmiyorsun, ona tamam da, elimdeki şu pusulaya da mı güvenmiyorsun?

 (Gülerek) “Pusula şaşmış arkadaş, ben ne yapayım?” Hatırladın mı Enver?

 Var ya, sen çarkçı olacağına Mabeyn katibi olsaymışsın. Ne hafıza var arkadaş!!

Sinan araya girdi.

 Benim karnım açıktı. Enver yolu şaşırmadıysa İskiri’de bir duralım. Orada karnımızı doyururuz.

 Olur tabii. Sinan, senin çevre malum. Var mıydı o adada tanıdığın?

 Var Mahir, Hilmi var orada. Mert çocuktur, sever bizi.

 Olmadı geceyi onun bulduğu bir yerde geçiririz, sabah da yola çıkarız.

 Tamamdır. Adaya varalım da gerisi kolay.

Bu arada Enver düşünceli bir halde tekneyi kullanmaktadır.

 Ne oldu böyle Enver Kaptan? Bozulmuyorsun değil mi şakalara?

 Yok be Mahir. Dalgınım biraz, kafam bir şeye takıldı.

 Eyvahlar olsun, korktuğum başıma geldi.

 Yok be, o değil. Selanik’e gidiyoruz ya, bir tuhaf oldum. Her gidişte olur bana böyle. Kolay mı, kaç sene kaldım orada. 10 yaşına kaa Silistre’de kalmıştım. Tuna Boyundan Selanik’e gelmiştik ben 11 yaşındayken. Çocukluğum Tuna Boyunda geçtiyse erken gençliğim de Selanik’te geçti. O yüzden Cavid Nazım hocamı hatırlarım her gidişte, en çok o parçalar yüreğimi.

 Git konuş, af dile. Biraz uğraşsan bulursun onu Selanik’te.

 Bulmak mesele değil ki Mahir. Cavid Hocam zaten Beyaz Kule’nin oralarda deniz kıyısında oturur genelde. Orada beklesem illaki rast gelirim bir ara. Ama yüzleşecek halim yok, ne diyeceğim ki? Bana onca yaptıklarından, verdiği emekten sonra öyle haber vermeden gitmemi nasıl açıklayacağım ona?

 Valla orası öyle ama böyle de sürüp gitmez ki bu iş. Neden kaçmıştın zamanında?

 Zora gelemedik. Yanında kalsam belki çok daha farklı olurdu her şey. Bizim kaptan Selanik’e gelmişti o vakitler, beni gemiye çağırınca kurtulayım artık dedim, hiç düşünmeden kaçtım. Çok büyük hata ettik, insan sonradan anlıyor ettiklerini.

 Hocan anlattığın gibi biriyse seni affeder. Bence konuşmalısın onunla.

 Yok Mahir, bakamam yüzüne. Selanik’te Beyaz Kule’nin yanına yaklaşamıyorum olur da rastlaşırız diye. Birkaç kez gördüm uzaktan onu, beni görmesin diye bin takla attım, yolumu değiştirdim. Diyecek bir tane lafım bile olsa konuşurum aslında, bilirsin sakınmam sözümü, ama çok büyük ayıp ettik. Halbuki zamanında bana zor gelen her yaptırdığı şey benim iyiliğim içinmiş.

 Hep öyle değil midir zaten? İnsan ailesini de harcar hep böyle. Neyse, takma kafana. Düzelir her şey.

Bu arada Sinan bağırdı.

 Ada göründü valla. Bu sefer şaşırmadan gideceğiz galiba.

 Valla Enver, şimdi tebriği hak ettin işte. Biraz dinlenmek hepimize iyi gelecek, sen de biraz açılırsın.

Tekne ile yavaş yavaş adaya yaklaşmaya başlarlar.
___________________________________________________________________________

Üsküp’e gelen Hüseyin Bey Üsküp’teki kız mektebinin bahçesinde oturmaktadır. Gözleri Şadiye Elif’i aramaktadır. Sonunda onu görür ve yanına yaklaşır.

 Muallim Hanım. Sana böyle de hitap edecekmişiz demek ki.

 Hüseyin Abi. Seni görmek ne güzel. Ne ara geldin Üsküp’e?

 Dün geldim. Çok kalmayacağım. Birkaç dostumla buluşmam gerekiyordu. Arada seni de göreyim dedim. Hem sana da söyleceklerim var.

 Dinliyorum Abicim, nedir mesele?

 Şimdi, İşkodra’da kız çocukları için açılan bir yetimhane var. Orada bizim İttihatçı çocuklardan biri görevli, adı Fahrettin. Bana gizli telgraf çekti, Avrupa’dan eline bazı belgeler geçmiş. Muhtemelen bizimkilerden geldi. Ama hemen hepsi Makedonca ve şifreli. Tarkan’ın işi olmasa sana gelmezdim ama onun Manastır’da işi var.

 Biliyorum Abi, geçenlerde konuşmuştuk.

 O yüzden diyorum ki İşkodra’ya gidebilir misin? Şu an bu işle uğraşabilecek kimse yok, tek çare sen geldin aklıma. Ne diyorsun? Yapabilir misin?

 Valla yaparım ama buradaki işim ne olacak? Çocuklar ne olacak?

 Ben ayarladım her şeyi. Bir hafta izin aldım senin için. Hatta kabul edersen faytonun bile hazır. Haftaya geri döneceksin zaten buraya tekrar.

 Anladım. O zaman yapacak başka bir şey kalmıyor.

 İnan ki acele ihtiyaç olmasa senden bunu istemezdim. Ama söz veriyorum sana, başına birhangi iş gelmeyecek bizden ötürü. Şu an cemiyet sallantıda, herkes çok yoğun çalışıyor, olanları idrak etmek için uğraşıyoruz. Bu iş yarım kaldı, o yüzden sana geldim
.
 Sorun değil Abi. Ne zaman yola çıkacağım?

 Yarın sabah. Sekiz gibi saat kulesinin yanında ol, orada olacağız biz.

 Tamam Hüseyin Abi, yarın görüşürüz.

 Görüşürüz Elif. Tekrar çok sağol, Fahrettin’e de selam söyle.

Ayrılırlar ve herkes yoluna koyulur.
___________________________________________________________________________

Teravih namazını kılan gemideki tayfalardan Yunus ve Mehmet çarşının sonundaki çeşmeye doğru yürürlerken aynı zamanda aralarında konuşmaktadırlar. Yunus ile gemide hemşirelik yapan Gülümser kardeştirler. Yunus söze başlar.

 Demek Gülümser almış malzemeleri ha!!! Fitnat Abla olmasa yanmıştık.

 Orası öyle. Bu yardımları geçtim, bizi bu zamana kaa kollamasaydı işler hepten sarpa saracaktı. Limni’deki baskında Enver’in harcadığı adamın adı neydi?

 Şey, Lesaridis. Tamam, o adam tam sopalıktı ama bizim Enver de hiç sinirlerine hakim olamıyor. Çat diye vurdu herifi.

 Onu diyorum işte. Orada Fitnat Abla olmasa bizim Enver mapusta tespih diziyordu şimdi. Yine iyi hikaye yazdılar da kurtulduk.

 Ama bu iş böyle gitmez. Bu adamı biri sakinleştirmeli, elbet başımızı yakacak bu gidişle.

Bu arada çeşmenin başına gelmişler ve Gülümser ile Feride’yi görmüşlerdir.

 Hayırlı akşamlar Bacılar.

Gülümser cevap verdi.

 Size de hayırlı akşamlar. Allah kabul etsin namazlarınızı.

Feride de araya girdi.

 Hayırlı akşamlar. Ya bu arada teravihte bizim Kaptan var mıydı?

 Vardı tabii, zaten o bize buraya gelmemizi söyledi.

 Anladım, tekrardan Allah kabul etsin.

 Amin. Ne yaptınız? Bir sorun yok değil mi?

Gülümser cevap verdi.

 Yok canım. Hemen yola çıkabiliriz.

 Tamam ama çok hızlı değil, yavaş yavaş. İnsanlar daha sokaklarda, teravih çıkışı her yer kalabalık. Etraf iyice sakinleşince koya girelim, işi sağlama alalım.

 Doğru söylüyorsun. O zaman biz önden gidelim.

 Tabii tabii, biz hiç gelmeyelim o zaman. Geçin bakayım arkaya. Önden biz gideceğiz, siz arkadan takip edeceksiniz.

 İlla erkeklik yapacaklar. İyi tamam, haydi…..

Yunus ile Mehmet önden yürürken arkadan onları takip eden Gülümser ile Feride aralarında konuşmaya başladılar. Gülümser söze karışır.

 Kız, sende bir haller var bu aralar ama çözemedim tam. Neyin var?

 Yok bir şey Gülümser, ne olsun. Her zamanki halim işte.

 Yok yok, var bir şeyler. Neyse, anlarız yakında.

 Son baskında fazla gerildim. Bizim kaptan az kalsın vuruluyordu. O Federico denen mendeburun koruması az kalsın vuracaktı onu.

 (Gülerek) Anladım, yakında kokusu çıkar diyecektim senin bu halin için ama baksana, kokusu çıkmaya başladı bile.

 Ben anlamadım, ne ima ediyorsun şimdi?

 Tamam tamam, kızma hemen. Yok birhangi şey ima ettiğim. Haydee gidelim, bizimkiler önde kaldı çok.

 Konuşacağız bu ima meselesini, unuttum sanma.

 Konuşuruz, ama şimdi yürümemiz lazım, haydee hızlan.

Hızlı hızlı yürüyerek yollarına devam ettiler.
___________________________________________________________________________
avatar
Recchie
Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 127
Yaş : 46
Kayıt tarihi : 14/05/08

Kullanıcı profilini gör http://trumeli.forumv.biz

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

- Similar topics
» Ben 10

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz