4. bölüm episode 2

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

4. bölüm episode 2

Mesaj tarafından Emre Cetin Bir 5/10/2008, 14:19

Cavid Nazım Bey, Hüseyin Nafiz Bey’in evinden çıkmaktadır. Dünkü Muallim Şemsi Efendinin yemeğinde Hüseyin Nafiz Beyin eşi Refika Hanım Cavid Nazım Beyi sabah kahvaltıya çağırmıştır.

 Refika Hanım, her şey için çok teşekkürler. Çok güzel bir kahvaltıydı, ne zamandır bir araya gelemiyorduk.

 Rica ederim efendim. Afiyet olsun.

 En kısa zamanda tekrar bir araya gelelim Üstadım.

Cavid Nazım Bey gülerek cevap verir.

 İnşallah Mirim. Şu sıkıntılı günleri bir atlatsak hepimiz için çok iyi olacak.

 Haklısınız.

Refika Hanım devam eder.

 Cavid nazım Beycim, sizden iyi haberler bekliyoruz, unutmayın.

 Dün Hüseyin’e de söyledim. Merak buyurmayınız, teşkilatın en yetenekli adamını yolladım İstanbul’a. En kısa zamanda haber alacağız inşallah.

 Çok sağolun Cavid Nazım Bey. Sağlıcakla.
___________________________________________________________________________

Cavid Nazım Bey oradan ayrılır ve Beyaz Kulenin yolunu tutar. Beyaz Kule’ye yaklaşırken orada birinin oturduğunu fark eder.

 Biri var orada. Yoksa bu o mu? Evet evet o, ta kendisi.

Hızlı adımlarla yaklaşır.

 Enver, deli çocuk divane çocuk, sen misin?

Adam döner bakar, şaşırmıştır.

 Kusura bakmayın kardeş, sizi birine benzettim.

 Önemli değil. Adım Vasili, ben zaten kalkıyordum, buyurun. Hayırlı günler.

 Size de hayırlı günler, tekrar özür dilerim.

Cavid Nazım Bey üzülmüştür. Adam kalkar gider ve yerine Cavid Nazım Bey oturur. Düşünceli bir biçimde denize bakarken arkadan Naif ezgisi çalar.
___________________________________________________________________________

Latife İstinye taraflarında eski bir konakta Halide Hanım ile konuşmaktadır. Latife söze başlar.

 Durum böyle Halide Hanım. Tam anlamıyla ifade etmek gerekirse dağılma sürecindeyiz. Bu durumda sizden yardım istemeyi uygun gördük.

 Size nasıl yardımcı olabilirim Latife Hanım?

 Hükümetin çok tepkisini çekmeyecek şekilde, asıl mücadelenin şimdi başlaması gerektiğini, yılgınlık ve ümitsizliğin felakete sebebiyet vereceğini belirten, sakin ve akıllıca davranmayı telkin eden bir yazıyı kaleme almanızı rica ediyoruz. Özellikle yurt dışındaki arkadaşlar sizin yazdıklarınızı fazlasıyla önemsiyorlar. Sizin onlar üzerine tesir edebileceğinizi düşünüyoruz.

 Anlıyorum, elimden geleni yaparım ama Bab-ı Ali buna sansür koyabilir.

 Koysa bile biz yazınızı Avrupa gazetelerinde de bastırmak için uğraşacağız. Zaten şu an Avrupa’daki İttihatçıların bu şekilde morale ihtiyaçları var.

 Doğru. O zaman ben yazıyı bitirdiğimde gazeteye vermeden bir nüshasını size ulaştırırım. Siz de Avrupa’da basılması için gerekenleri yaparsınız.

 Teşekkür ederim Halide Hanım, umarım ki faydalı olacaktır yazacaklarınız.

Bu sırada Kara Abbas da konağa girer. Onları görünce söze başlar.

 Hayırlı günler Hanımlar.

Halide Hanım cevap verdi.

 Hoş geldin Abbas. Hayırdır, sen buralara pek uğramazdın.

 Üstadın yanından geliyorum. Bizim Muzaffer’e bazı mektuplar ve evraklar gelmiş onun için. Çoğu Fransa’da geliyor. Halide Hanım’dan bunları deşifre etmesini rica edecektim.

 Tabii ki Abbas. Ne zamana kadar buradasın?

 2-3 güne gitmeyi planlıyorum. Bir ufak iş daha var, onunla Muzaffer ilgilenecek.

 Anladım. Latife, o zaman önce bunu halledelim. Hatta sen de bana yardım et, birlikte daha çabuk hallederiz. Sonra da yazıyı yazarım, ne dersin?

 Olur Halide Hanım. Zaten benim de şu anlık bir işim görünmüyor, boş durmamış olurum.

 Güzel, o zaman Abbas, haydi ver bakalım şunları da başlayalım bir an önce.

Bu arada Kara Abbas Latife’nin yanına geldi ve kısık sesle

 Bizim Fransız Hanımefendisi nerelerde, gelmedi mi daha Paris’ten büyük hariciyecimiz?

 Gelmiş olması lazım. Hüseyin Bey ile görüşecekler Manastır’da. Oradan Selanik’e gidecekler diye biliyorum.

 İnşallah o çok övdüğü yöntemler işe yaramıştır, hiç sanmıyorum ama.

 Ne alıp veremediğiniz var birbiriniz ile anlamıyorum. Sizin bu çekişmeniz cemiyete zarar veriyor. Hiç tartışılacak zaman değil Abbas, kendinize gelin.

 Aman aman tamam. Bir söyle bin ah işit. Ben çıkıyorum. Hafta sonu uğrarım, inşallah bitmiş olur işiniz. Haydi kolay gelsin.

 Sen nereye gidiyorsun?

 İşim var, Muzaffer ile birini araştıracağız.

 Anladım, Bihter değil mi?

 Evet, sen nerden biliyorsun ki?

 Ben senden önce görüştüm Cavid Nazım Bey ile, nasıl unuttun? Ben dedim sana Cavid Nazım Bey ile görüş diye.

 Doğru ya, bu Cahide akıl mı bıraktı adamda. Tamam işte, onun izini bulmaya çalışıyoruz.

 Ya ben Üsküp’te bir Selanikli kızla tanışmıştım, onun da adı Bihter idi. Korkuyorum, acaba aradığın Bihter o Bihter mi?

 Hüseyin Nazif kızı Bihter benim aradığım.

 Eyvahlar olsun, vallahi o. Zavallı kızcağız, zavallı arkadaşım. Bir şeyler öğrenirsen beni de haberdar et, Bihter’i çok severim ben.

 Olur, izini bulalım da gerisi kolay.

 Oldu, haydi görüşürüz o zaman. İnşallah iyi haberler ile dönersin.

Kara Abbas ayrılır ve hızlı hızlı yürüyerek uzaklaşır.
__________________________________________________________________________

Yunus, Mehmet, Gülümser ve Feride koya gelmişlerdir, gemiye çıkarlar. Yunus ve Mehmet güvertedeki diğer tayfaların yanına giderler. Gülümser erzakları yerleştirmek için içeri girer, Feride onu takip eder. Feride içinden endişeli bir şekilde düşünür.

 (İç ses) Anladı mı acaba?

Gülümser Feride’ye seslenir.

 Kız, ne kalakaldın öyle, gel haydi, bana yardım et.

 Tamam, geldim. Bu arada, Gülümser, neydi o ima etmeye çalıştığın şey?

Birhangi şeyler verir.

 Hiiiç. Şunları atsana çöpe.

Feride alır çöpe atar.

 Lafı değiştirme. Sen ne ima ediyorsun?

 İma etmiyorum birhangi şey. Söylüyorum sadece, sen de bir şeyler var son zamanlarda ama dur bakalım, ileride çıkar ortaya.

Gülümser erzakları yerleştirirken derin derin düşünmeye başlar.

 (İç ses) Söyleyip de utandırmayayım şimdi. Hem belki de yanılıyorumdur. Erken konuşmamak lazım.
İşlerini bitirirler ve Gülümser Feride’ye seslenir.

 Haydi Kaptan’ın yanına gidelim, söyleyelim şu işi hallettiğimizi.

 (Gülerek) Tamam, hemen gidelim.

 Sen ne ima ettin kuzum gülerek?

 Ne ima edeceğim, buradan kurtuluyoruz ya onun sevincini ima ettim işte.

 Öyle olsun bakalım. Haydi o zaman.

Ayrılırlar ve yola koyulurlar.

Manastır’da buluşan Cahide ve Hüseyin Bey tren garında konuşmaktadır. Hüseyin Bey söze başlar.

 Sana hoş geldin bile diyemedim Cahide, kusura bakma. Bir an önce Selanik’e gidelim, sen de Cavid Nazım Bey’e olanları anlat, bir tartışalım son durumları.

 Tamam Hüseyin Abi. Bana yolladığınız mektupları bizimkilere defalarca okudum ama artık ne kadar daha dizginleyebilirim onları bilemiyorum. Mizancı Murat’ı zaten duymuşsunuzdur, işler daha da kötüye gidebilir. Her geçen gün gücümüz eriyor.

 Biliyorum. Çoğunluk dönmek mi istiyor?

 Evet, onca anlatmamıza rağmen ikna olmuyorlar. Halide Hanım’ın yazısı ne kadar tesir edecek, onu da bilmiyorum.

 Latife onun ile uğraşırken biz de Cavid Nazım Bey ile konuşalım. Hem Selanik’te Merkez ile de konuşuruz.

Saatine bakar.

 Haydi, trenin saati yaklaşıyor, acele edelim. Ayrıntıları yolda konuşuruz.
Trene binerler ve Selanik’e doğru yola çıkarlar.
___________________________________________________________________________

Yunus ile Mehmet kahvede kaptanı bulmuşlar ve onunla konuşmaktadırlar. Yunus söze başlar.

 Merhaba Kaptanım. Gemiden geliyoruz. Gülümser ile Feride erzakları yerleştiriyorlar, birazdan onlar da gelir ve size bilgi verir. Ama başka fena bir havadis duyduk, onu paylaşalım istedik.

 Hayrola, nedir mesele?

 Gaddar Mayeryan denen iblis yine saldırıda bulunmuş bir Osmanlı yolcu gemisine. Bütün Müslüman erkekleri öldürmüşler, bütün değerli eşyalara el koymuşlar.

 Yine kendini gösterdi demek. Zaten onunla görülecek bir hesabımız var.

 Geminin bakımı bitince ne yapacağız?

 Zaten o kefereye hücum etmek ne zamandır aklımdaydı, artık kesin kararımı verdim. O mendebur çoktan hak etti okkalı bir cezayı. Bizimkiler dönsün, artık icabına bakacağız.

 Enver bu olanları duysa herhalde delirir.

 Aman şu son olayları söylemeyin ona. Yine duygularını işe karıştırıp berbat eder her şeyi. Onlar da haftaya döner herhalde, bu arada silah da bulmamız lazım acil. Siz bu işle ilgilenin bu hafta.

 Emredersin Kaptanım. İzninizle.

Yunus ve Mehmet ayrılır. Kaptan ayağa kalkar. Kordona doğru bakar, hırslı ve sinirli bir şekilde “Az kaldı Mayeryan, az kaldı” der ve elini belindeki silaha götürerek Ege’nin sularına kim dolu gözler ile bakar. Bu sırada arkadan Bozdoğan ezgisi çalar ve bölüm sona erer.

4. Bölüm sonu

_________________
avatar
Emre Cetin
Süper Moderatör
Süper Moderatör

Mesaj Sayısı : 147
Yaş : 31
Nerden : İstanbul
Kayıt tarihi : 16/05/08

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

- Similar topics
» Ben 10

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz