Din Değiştirme Üzerine

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Din Değiştirme Üzerine

Mesaj tarafından Emre Cetin Bir 24/10/2008, 16:34

DİN DEĞİŞTİRME ÜZERİNE

Sanırım Elveda Rumeli dizisinin bizim için en büyük artılarından biri bize tarihin bazı dönemlerini tekrar incelememiz için gerekli motivasyonu sağlamasıdır. Zaten kanımca dönem dizisinin de amacı bu olmalıdır. Doğaldır ki dizi ile tarih öğrenilmez, ama dizi insana tarihi öğrenmesi için aracı olabilir ve olmalıdır da. Bence Elveda Rumeli bunu başardı. Bu açıdan teşekkürü fazlası ile hak ediyorlar.

İlber Ortaylı’nın “Batılılaşma Yolunda” adlı kitabı Tanzimat dönemini kapsayan makalelerden oluşmakta. Bu makalelerin bazılarını okurken aklıma Alex-Zarife hikâyesi gelmişti. Kitap tekrar elime geçtiği için bazı yerlerini paylaşmak istedim.

Öncelikle Alex-Zarife aşkının tarihsel olarak incelenmesi hem dizideki olay örgüsü hem dönem koşulları hem de din–yaşayış-kültür ekseninde incelenmelidir. Her açıdan bu aşkın ezber bozan bir yapısı vardır. Kaldı ki Osmanlı döneminde Müslüman bir kadının Müslüman olmayan bir erkek ile evlenmesi yasaktır. Ancak Müslüman bir erkeğin ehl-i kitaptan bir kadın ile evlenmesi ise caizdir. Ama yine de Müslüman ve namuslu bir bayan ile evliliğin daha makbul olduğu Kuran-ı Kerim’de bildirilmiştir. Aynı şekilde Müslüman kadın ve erkeklerin müşrikler ile evlenmeleri de yasaktır. Bu konu ayetler ile belirlidir. Bakara 221.[1] ve Maide 5. [1] ayetler bu konular ile ilgilidir. Bu konu çok tartışmalıdır. Çeşitli fıkıh kitaplarında Müslüman bir erkeğin ehl-i kitaptan bir kadın ile evlenmesine mekruh denilmiştir. Kadınların ise Müslüman olmayan erkekler ile evlenmesi kesinlikle haram kabul edilmiştir. Şer-i Hukuk da kaynağını buradan alır.

Dizide Alex Müslüman oldu. Bu konunun da masaya yatırılması gerekiyor. Yine Osmanlı dönemindeki Şer-i Hukukta din değiştirme olayları sadece ihtida halinde, yani Müslümanlığa geçiş halinde, geçerlidir. Diğer türlü din değiştirmeler mümkün değildir. Hatta mezhep değiştirmeler bile mümkün değildir. Ancak Tanzimat döneminde bu kurallarda esneklikler yaşanmıştır. Tanzimat dönemine kadar dinini gizleyen ve şeklen Müslümanlığı kabul etmiş bazı cemaatler eski dinlerine dönmüşlerdir. Bunun cezası ölüm olmasına rağmen Bab-ı Ali dış baskıların da etkisiyle eskisi kadar sert davranmamış ve bazı tanassur olaylarına göz yummuştur[2].

İhtida konusunda da uygulama ilginçtir. İslam'a geçiş konusu sadece ihtida edeni bağlıyor; ebeveyni, evlatlarını ve eşini bağlamıyordu. Hatta Hristiyan sipahilerden ihtida edenlerin oğullarının eski dinlerini muhafaza ettikleri bile görülür. 1556 yılında kayıtlı bir olayda Kuroniş nahiyesinde Sipahilerden Mustafa adlı bir askerin oğlunun Hristiyan olduğu ve Tımar sahibi olmak için ihtida başvurusunda bulunduğundan bahsediliyor [3]. Tanassurun cezası ölümdür, hatta 1843’te Selanik’te tanassur eden bir gencin idamı da kayıtlarda mevcuttur. Benzeri olaylar Musul’da, Üsküp’te, Girit’te, Prizren’de, Trabzon’da da görülmüştür. Bu olaylara da Müslüman ahalinin pek hoş baktığı söylenemez. Bab-ı Ali de bu konuları toplum huzurunu kaçırmayacak şekilde çözmeye uğraşmıştır. Tanassur edenleri farklı yerlerde iskân ettirme sıklıkla kullanılmıştır. Dolayısıyla Tanzimat dönemi her açıdan Klasik Osmanlı dönemlerinde ayrılması gereken bir dönem olarak karşımıza çıkmaktadır [4]. Mesela Tatarpazarı kazasında muhtedi Ali’nin Hristiyan zevcesinden olan çocuklarının durumu hiç de Müslümanlık tarafını mutlak istilzam eden bir çözüm ile sonuçlanmamaktadır. Bunları tahlil edince Tanzimat döneminin getirdiği değişikliklerin pek yüzeysel kalmadığı da görürüz [5].

Bir gayrimüslimin İslam dinine geçişi için de 19. yüzyılda belirli kurallara uyulmaya başlanmıştır. Çünkü bu gibi olaylar gerçekten kilisenin müdahalesi ve bireyin eski dindaşlarının ve aile üyelerinin çıkardığı hadiseler ve bunlara bazen konsolosların da karışmasıyla neticeleniyordu [2]. 10 Kasım 1851’de ; Ali adlı bir muhtedi karısını evvelce boşamış olup, çocuklarının yarısı analarının dininde yarısı da babalarının dininde ve onunla birliktedir. Yunanistan konsolosu (Edirne’deki) çocukların ikisini konsoloshanede alıkoymakta, diğer oğul Arif’in şikâyeti ile sorun ortaya çıkmaktadır. Metropolit de işe karışınca, Edirne valisi duruma müdahale eder ve konsolosu uyarır [6]. Böyle tipik bir olay 1851 yılında Şam’da da Rum-Ortodoks iken ihtida eden bir kadının kızı yüzünden çıkmıştır. Kızın eski dininde kaldığı iddiası Rus konsolusu, yerel yöneticiler ve İngiltere konsolosunun da karışmasıyla şiddetlenen olaylara sebebiyet vermiştir. Bu nedenle 19. yüzyılda bir gayrimüslimin ihtida etmesi her şeyden önce onun serbest irade beyanına ve reşit olmasına dayanıyordu. Tanzimat döneminde ihtida konusunda da düzenlemeler yapıldı. Bu konuda yöneticiler oldukça titizdi [6]. 1880 tarihinde Bursa’da evinden kaçan bir kızı yanında İstanbul’a getiren Sohte Mustafa’nın kızı Müslüman yapması üzerine Rum patriğin şikâyet ettiği ve şikâyetin haklı bulunduğu belirtiliyor [7].

Kuşkusuz gayrimüslimlere getirilen bazı eşit statü hakları ve hatta taşra idaresinin düzenlenmesinden sonra, onların memleket meclislerinde de üyelik yoluyla iştiraklerini sağlayan yeni uygulama, mutaassıb Müslümanlar tarafından ilk önce kabul edilmiş değildi. Daha doğrusu sadece Müslümanlar değil, gayrimüslümlerin bazıları bile diğerlerine karşı eski imtiyazlarını kaybetmekten doğan bir hoşnutsuzluk içine girdiler. Bu dönemde karışık evliliklere bile bazen koca bir cemaatin nasıl olaylar çıkararak müdahale ettiği bilinmektedir [2].

Bab-ı Ali bu karışık ortamda olabilecek ters gelişmeleri önlemeye çalışıyordu. Halep’te Hristiyan cemaat ile Müslümanlar arasındaki münaferet çok arttı ve 1853 Sonbaharı bundan mütevellit hadiseler ile geçti ve hükümeti çok uğraştırdı [8]. Bir diğer örnek de Selanik’te meydana gelen ve krize dönüşen olaydır. Olayı daha önce nerede okuduğumu hatırlamıyorum. İlber Ortaylı’nın makalelerinden birinde bu olaydan bahsettiğini anımsıyorum ama o kısmı bulamadım kitapta ve elimdeki kaynaklarda. İnternet üzerinde bulunan bir yazıda Soner Yalçın ilgili olayı yazısına konu etmiş. Ancak orayı kaynak gösterebiliyorum bu durumda.

“Tarih 6 Mayıs 1876.

Yer Selanik.

Bir Bulgar kızı, sevdiği tahsildar Emin Efendi ile evlenebilmek için Müslümanlığı kabul etti. Bulgarlar bu durumu kabul edemedi. Tesettüre girmiş kızı, jandarmaların elinden zorla alıp, kendilerine karşı koymaya çalışan 10 kadar Türk’ü de döverek, Amerika Konsolosluğu’na götürdüler.

Olayı duyan Selanikli Müslümanlar, "Kızın dini ve ırkı ne olursa olsun, mademki çarşaf giymiştir, bu kıyafette bir kadının çarşafını yırtılarak götürülmesi dine, millete, devlete hakarettir. Biz bunu hazmedemeyiz" diyerek Saatli Cami’de toplandılar.

Kızın ABD Konsolosluğu’nda olduğunu öğrenince yabancı görevlilere saldırdılar. Alman konsolosu M. Abot ile Fransız Konsolosu M. Mulin’in öldürülmesi olayı bir anda uluslararası siyasal krize dönüştürdü.
Başkent İstanbul, Avrupa’nın büyük devletleri savaş gemilerinin Selanik limanına gelip gözdağı vermesiyle, olayda adı geçen 53 Müslüman’ı ağır hapse, 6 kişiyi de idama mahkûm etti[9].”

Hariciye ve Dâhiliye kayıtları incelense birçok benzer hikâye bulunabilir. Ama hikâyelerin temeli bizim dizimizdeki ilişkiden farklı; yani kız Hristiyan erkek Müslüman. Bizde ise tam tersi mevcut. Bizim dizideki olaya göre çok daha normal olan, en azından kanunlara aykırı olmayan, hikâyelerin bile ortalığı nasıl karıştırdığı, cemaatlerin nasıl birbirine girdiği, konsolosların nasıl olaylara müdahil olduğu aşikârdır. Bundan çok daha çetin olan Alex- Zarife aşkının ciddi sorunlara yol açması makul görünmektedir. Bununla birlikte dizide olayların karışması ile ileride olaya dahil olan konsoloslar ve cemaat önde gelenleri görürsek şaşırmamalıyız.

İhtida etmek Osmanlı’da yaygındır. Klasik dönemde birçok kişi ihtida etmiş, hatta bu teşvik de edilmiştir. İhtida edene tımar verilmiş, yardımlar yapılmıştır. Ya da yerinden yurdundan kopan mülteciler Osmanlı topraklarına sığınmış ve ihtida ederek ülkeye hizmet etmeye başlamışlardır. Budapeşte’de Josef Bem Osmanlı’nın meşhur Murat Paşası’dır [10]. Ama bizim hikâye yine farklıdır. Geçmişte yaşanmışlıklar ve olanlar ahalinin tepkisini kolaylıkla en üst seviyeye çıkarmıştır. Alex’in ihtidası ilk buluşmalardan sonra olsa idi muhakkak ki tepkinin derecesi farklı olacaktı. Daha önceden gerçekleşen acı olanlar ihtida edenin Müslümanlar tarafından da tam manası ile sahiplenilmemesi sonucunu doğurmuştur. Yine de Müslümanların tepkisi tartışılabilir, ama ortalığın karışması normal görünmektedir. Ayrıca dizinin geçtiği dönem milliyetçi akımların dünyayı kasıp kavurduğu bir dönemdir. Osmanlı yeterince güçlü değildir ve azınlıklar kendi ulusal kimliklerini oluşturmaya çalışmaktadır. Böyle bir ortamda da din değiştirmenin çok ciddi problemler meydana getireceğini söylemek zor olmasa gerek. Olayın farklı bir dönemde geçmesi durumda, mesela Kanuni döneminde, sonucun çok farklı olabileceği öne sürülebilir. Ama 19. yüzyılda her türlü iç meseleye müdahale etmek isteyen konsolosların varlığı ve etkinliği düşünülünce olayın boyutu doğal olarak değişmektedir.

Ayrıca din değiştirme olayı da Alex için sonun başlangıcı olarak görülmelidir. Nitekim dinin toplum hayatına etkisi Osmanlı döneminde günümüze göre çok farklıdır. Tanzimat dönemi ile eğitim başta olmak üzere birçok konuda laik bir anlayış egemen olmaya başlasa da dinin etkisi yine de oldukça fazladır. “Osmanlı’da din hayatın neresinde?” diye sorulan bir soruya “ Her yerinde” diye cevap vermek abartılı olmayacaktır. Zira Osmanlı’da millet kavramı etnisiteden çok din temellerine dayanır. Her cemaat kendine ait belirli bir kompartmanda yaşar. İhtida eden kompartmanını değiştirir ve farklı bir yaşantıya yelken açar, bu farklı bir millet anlamına da gelmektedir. [11]. O açıdan Alex’in bundan sonra kültürel bir asimilasyona uğraması beklenilebilir.


Kaynaklar

[1] Kuran-ı Kerim
[2] İlber Ortaylı, “Tanzimat Döneminde Tanassur ve Din Değiştirme Olayları”
[3] BOA, no:2 s.991, hüküm 96
[4] BOA, İ,, Hariciye, no: 8922 25S 1275
[5] BOA, İ,, Hariciye, no: 21 S 1268
[6] BOA,İ,, Hariciye, no: 4028 21S 1268
[7] BOA,İ,, Hariciye, no: 4028 28B 1267 tarihli tutanak
[8] BOA,İ,, Hariciye, no: 17756 9M 1270
[9] Soner Yalçın, http://www.haber10.com/makale/11405/
[10] İlber Ortaylı, “Tanzimat Adamı ve Tanzimat Toplumu”
[11] İlber Ortaylı, “Osmanlı İmparatorluğu’nda Millet Nizamı”

_________________

Emre Cetin
Süper Moderatör
Süper Moderatör

Mesaj Sayısı : 147
Yaş : 31
Nerden : İstanbul
Kayıt tarihi : 16/05/08

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz